Search
  • minekobal

Merakla yeniden bakmak

Dünyaya fırlatıldık ve hayatımızda sürekli bir arayış içerisindeyiz, eğlenceli kısmı ise ne aradığımızı bilemiyoruz. Bilemediğimiz halde ise bir bütünlük arayışında hayatı kurgulamaya başlıyoruz, başarının, aşkın ve/ya mutluluğun peşinde koşuyoruz. Koştuğumuz süre boyunca bir sorun yok, çünkü şüphe, bilinmezlik hissi ve boşluk yaşamaya devam ediyor. Ve fakat mutlak doğruya ulaştığımızı, yanıt bulduğumuz varsaydığımızda önce ilişkiyi sonra da o ilişkideki kendimizi yok ediyoruz. Bu paradoksun içinde farklı sahnelerde hepimizin düştüğünü varsayıyorum. İnsan kendini rasyonel sayan, ancak rasyonel davranamayan tek varlık sonuçta.


Konuyu biraz yere indirelim şimdi, iki kişi arasındaki etkileşimi nasıl okuduğumuzla başlayalım. Yalnız kalamıyoruz, akademik çalışmalar da varılan sonuç 72 saat gibi bir süre, sonrasında halüsinasyonlar görmeye başlıyoruz. Çünkü “ben” olabilmem için karşımda bir kişiye daha ihtiyacım var. Ancak onun gözünden benliğim olabiliyor. Hatta Lacan’dan esinlenerek devam edebiliriz, iki kişi de yetmez en azından üçüncü bir kişiye de ihtiyaç var. Çünkü karşımdaki kişinin ilgisini çekebilmek için, onun ilgisini çeken diğer kişiler ve unsurlar arasında bir yerim olmalı. Sadece iki kişi belki konuşmadan da anlaşır, ancak resme üçüncü bir taraf dahilse dil kaçınılmaz oluyor. “Dilimize bu arayışımızı nasıl yansıtıyoruz?” Söz geliştiremediğimiz anda duvara çarpıyoruz. Bilim ve teknoloji ilerledikçe o kadar da hakim olamadığımızı görüyoruz. Bedenimizde, beynimizde, evrende, doğada neler oluyor, açıklamakta zorlanıyoruz. Kendi davranışlarımızı bile bilinç- bilinç altı aralığında kalıp açıklayamıyoruz. Covid-19 ile yetemediğimizi hep birlikte deneyimliyoruz, bu nedenle de kendimizi ifade edebilmeye çok daha fazla ihtiyacımız var.


Burada da diyalog kurarken içinde şüphe, bilememe hali, biraz risk, biraz heyecan, kalp çarpıntısı, kısacası merak hali bizi yaşamda tutuyor. İkili ilişkilerden hikayeyi büyütürsek “flört” benzetmesini kullanabiliriz. Meraklı sorumuz da şöyle gelsin “Flört halini nasıl koruyabiliriz?” Çünkü içinde şüphe olduğunda, kaybetme kaygısı olduğunda ilişkiye yatırım yapıyoruz, ona emek harcıyoruz ve odağımızda tutuyoruz. Aksi halde tanımlayıp, ona bir etiket yapıştırıp sonrasında da onun aynı şekilde hep yaptığı gibi hiç değişmeden aynı şekilde davranmasını bekliyoruz. Yani onu öldürüyoruz. “Bu kişi özensizdir.” dediğimde artık onun dünyasını merak etmekten vazgeçmeyi seçiyorum. Mutlak doğrum o kişinin özensizliği oluyor ve her davranışını bu lensle yorumluyorum. Ya da benzer bir örneği müşteri için tanımladığımızda; “Bu müşteri bizimle çalışmaktan mutlu” dediğimizde ondan gelebilecek tüm uyarılara kendimizi kapatabiliyoruz. Bizim yaşadığımız ilişki ile onun yaşadığı ilişki birbirinden çok farklı bir senaryo üzerinde gerçekleşebiliyor. Sonrasında hiç anlamlandıramadığımız bir şekilde ilişki bitiyor. Çünkü tanımladığımız onu etiketlediğimiz anda kendimizi daha yüksek bir yerde “bilen” olarak konumlandırıp diğer kişiyi/ tarafı da küçümsemeye başlıyoruz. Müşterinin benliğine, değişen beklentilerine, duygu durumuna saygı duyduğumuzda onu merak etmeye devam ediyoruz. Kaybetme şüphesi bizi rahatsız ediyor ve ilişkiye yatırım yapıyoruz. İlişki de canlı kalıyor ve bizi de büyütüyor.


Tam da bu noktada Loewenstein’ın Boşluk Modelini hatırlayalım, merak etmek için boşluğa ihtiyacımız var diyordu model. Bütünlük ve doluluk için çaba gösteriyoruz, ancak dolduğumuzda hareket edemiyoruz. Dolmak ve mutlak bilgi/ yargı hareketsiz kalmak anlamına geliyor. Canlı tutmak için boşluğa ve beraberinde o şüpheye ihtiyacımız var. Karşımızdaki kişiye duyduğumuz saygı, kaybetme endişesi bizi hayatta tutuyor.


Tüm şüphelerimizi yaşama sevinci ve merakın bir hediyesi olarak bakabilmek… Her neyi keşfedersek yolculuğumuzda hediye, almaya ve paketi açmaya gönlümüz varsa, cesaretimiz varsa…


Yazının başındaki başarı, mutluluk ve/ya aşk isteğine tekrar dönersek, elde ettiğimizde heyecanımızın bitmemesi için yolda kalmaya devam etmenin reçetesini bulmalıyız. Her gün biraz daha iyi olmak, her gün biraz daha keşfetmek, biraz daha şüphelenmek, biraz daha dengeye yaklaşmak… Matematikteki asimptot gibi eksen ile aramızda bir boşluk kalmaya hep devam etsin.


Merakımız ve yaşama sevincimiz hiç bitmesin 🎈



183 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com