Search
  • minekobal

Sıkıcı tanımına merakla bakmak


Önce Feynman’ın bir sözünde kaldım, okudum, durdum ve sonra tekrar okudum. “Ben herhangi bir şey bilmiyorum ancak bildiğim şey şu ki yeterince derine inebilmişseniz her şey çok ilgi çekicidir.” Eğer bir söz size ilginç geldiyse sonrasında duyduklarınızı bir şekilde oraya çekmeye çalışırsınız. Ben de bir istisna olmak gibi bir çaba göstermedim.

Sonra Fatih Bilmiyorum Demenin Dayanılmaz Zorluğunu yazdı, öncesinde de birkaç cümle konuşmuştuk. Beni en çok besleyen alan bu diyaloglar, orada da aklıma bilmenin de çok ağır olduğu takıldı, böylece eksenin diğer ucundan konuyu tutmak istedim.

Eğer en son ne zaman bilmiyorum dedik sorusunu düşünüyorsak, eş zamanlı olarak en son ne zaman biliyorum dediğimizi de bu gündeme alabiliriz. Sık sık bir şeyleri bilirken kendinizi buluyorsanız, cömertçe ne kadar bildiğinizi anlatıyorsanız, kendinizle sıkı bir sohbet için randevulaşmak iyi gelebilir.


  • Biliyorum dediğimde o konuyu ilgi çekici bulmuyorum, daha doğrusu o konuya yönelik yeni bir bilgiye, farklı bakış açısına karşı bir iştahım olmadığını söylüyorum.

  • Biliyorum dediğimde o konuyla ilgili harcayacağım efor sormak yerine cevaplamak olacaktır diye de devam ediyorum.

Bu da hepimizi ““bilmek cehalettir” cümlesi ile aynı yere vardırıyor.


Hikayenin devamını sanırım biliyoruz (!).

  • Koşturmaktan kendimle diyalog kurmuyorum.

  • İlişkilerimde hiç merak olmadığı için gri ve tutsuz sahnelerin içinde kalıyorum. Diyalog yerine iki monologa şahit oluyorum. Nasıl bir sarmal inşa edeceğimizi öngörebiliyorum, sürprizi merakı kalmayan başı sonu tanımlı rollerimizi oynuyoruz.

  • İş yerinde en iyi olasılıkla geçmiş başarılarımızı aynı yaklaşımlarla tekrar ediyoruz. Yine aynı isimleri aynı başarı hikayeleriyle alkışlıyoruz. Vasat sonuçları kozmetikle parlatmak için yeni yollar keşfediyoruz, ancak buradaki yaratıcılık için puan kazanmıyoruz.


Reçete önerimiz ise tabii ki sürpriz yok, merakı keşfetmek ve rol modeli olmak.🎈

Biraz ellerimizi bulaştırmak, biraz zihinsel egzersiz yapmak biraz da kim neler yapıyor diye ilham alacak adres aramak iyi gelebilir. Ben de öyle yaptım ve adı sıkıcı olmakla içeriğinin eğlenceli olduğunu düşündüğüm bir etkinlikle karşılaştım.

“The Boring Conference” Hikayeleri de çok hoş 2010 yılında "Interesting Conference" iptal olunca yapacak birşey yok deyip Sıkıcı Bir Konferans sersini başlatmışlar. Kendilerini “ilginç insanların ve sıkıcı konular hakkında konuştuğu” bir platform olarak tanımlıyorlar. Bu yıl gerçekleşenini kaçırmışım, ancak BBC’de podcastleri var. Konu başlıkları da kurşun kalemler, kahvaltılık gevrekler veya dondurma kamyonları gibi sıradan.

Bir objeyi veya konuyu sıkıcı diye etiketlemeden önce onu yeniden tanımlamayı deneyebiliriz. Mucit müzisyen olarak tanımlanan John Cage'in hep yaptığı gibi.


Eğer bir şeyi sıkıcı buluyorsanız ona 2 dakika odaklanın. Sonrasında hala sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız 4 dakika odaklanmayı deneyin. 8 dakika, 16 dakika, 32 dakika sonrasında her neyse mutlaka ilginç gelecektir.

John Cage


Buradan başlıktaki soruya geliyorum. Konu başlığı çok sıradan da olsa ona nasıl baktığımızı, bize neler çağrıştırdığını, duygularımızı ve kendimizden hikayeleri konuşmak yeni bir dialog için zemin olabilir. Oradan felsefeye, bilime veya sanata birlikte geçebiliriz. İnsanlar meraklı oldukça en sıkıcı konu bile şahane kapılar açacaktır. Tam tersini de iddia edebilirim, en kışkırtıcı gündem maddeleri “biliyorum” diyen insanların cümleleri ile matlaşır ve hiç iz bırakmaz.

Bilebildiğimiz kadarıyla sadece insanlar yıldızlara bakıp, ne olduklarını merak ediyorlar.

John Lloyd


Meraklı son not: Çevrenizde en sıkıcı konuları bile ilginçleştirebilecek merakı bol insanlar varsa şanslısınız, yoksa birileri sizin tarafınızdan fark edilmeyi bekliyor demek ki.

Merakımız bol olsun🎈



98 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com