Search
  • minekobal

Merhaba Merak

Updated: Feb 1

“Yolumuza çıkan meseleleri yok saydığımızda, meseleler yolumuza dönüşür”
Marcus Aurelius

Basit bir soru ile yeni nesil ve hızlı bir başlangıç yapalım 🚀

Toplantılarda sıklıkla hangi meseleler masaya geliyor?


Bir Kasım sabahı Bebek’te pasajın içinde bu soru ile her şey başladı. Yanıtı ile nereye ulaşmayı hedeflediğimizi hiç sorgulamadan içinde bulunduğumuz sahneleri sıralamaya başladık. Böylece farkettik ki bir şekilde arada kaldığımız ve çoğu zaman da yokmuş gibi halının altına süpürdüğümüz ikilemlerimiz var. Öncelik sıralaması olmadan ancak içinde bir doz magazin katılmış haliyle listemiz…


01.Sektörden bağımız büyüme ve inovasyon en sık duyduğumuz gündem maddesi, itiraf etmekte bir sakınca yok gelecek gelecek bir başlık olduğu için hepimizi heyecanlandırıyor. Bununla birlikte heyecanımız kopyala yapıştır powerpoint slaytlarına yenik düşebiliyor. Bir kaç yıl öncesinde Steve Jobs görseli olmayan, Uber veya Airbnb’den dem vurmayan bir sunum düşünemezken bugün de vizyon toplantılarında VUCA dünyası, endüstri 4.0, yapay zeka için aynı örneklerle ilham perilerini yakalamaya çalışıyoruz. Toplantıların olmazsa olmaz “Dijital dönüşüm gündeminizde mi? açılış sorusunu sormazsak eksik kalıyoruz. Bir çok proje önerimiz var ancak gerçekten ne kadarı içinde tatmin olmayan bir meraklı ruh içeriyor ya da ne kadarı global bir lensle de bakıldığında heyecan uyandırıyor. Biraz daha filtrelemeden sorarsak “En son ne zaman gecenin üçünce sizi uyandıracak bir inovasyon önerisini tartıştınız?” hem de hiç saate/ telefonunuza bakmadan?


02. Yetenekleri kurumsal dünyaya çekebilmek, çektikten sonra da yeteneklerin bağlılığını pekiştirebilmek iyi şirketler ile vasat şirketler arasındaki farklı tanımlayacak unsur olmaya aday bir not. Bugünün ve geleceğin insan kaynağı “işten ne bekliyor?” sorusu için uzun bir liste yapabiliriz, ancak “anlam bulmak” maddesi ilk sıralarda yer alacaktır. İş yaşamında bireysel değerlerimizi yaşayabilmek ve büyütebilmek kurum seçimlerimizde hangi yılda doğduğumuzdan etkilenen bir unsur. Biricik olmanın tadını çıkarmaya çalışırken, kurumun değerlerini de DNA’mızda taşımak iyi bir tartışma malzemesi doğuracak bir ikilem. İş yerlerini çalışanların anlam bulacağı bir yere dönüştürmeye çalışırken, beklentilerinden neredeyse tamamen vazgeçmiş kendini mutsuz olarak tanımlayan çalışan sayısının artmasını nasıl açıklayacağız?


03. Geri bildirim kültürüne olan sarsılamaz inancımız Liderlik Manifestolarının çerçevelerinde ihtişamıyla duruyor. Ancak çoğu zaman doku uyuşmazlığında duvara çarpıyoruz. Birilerinin üzerinden örneklerle geri bildirim veriyoruz, bir dolu varsayım kazaları yapıyoruz. Ardındaki gerçek nedeni bulup, çözmek yerine etiketlemek çok daha popüler bir tercih oluyor. Söyleyemiyoruz, söyleyebilsek dinletemiyoruz. Dinlense tam olarak algılanmıyor, algılansa hayata geçmeden güncelliğini kaybediyor. Özetle en iyi ihtimalle havanda su dövüyoruz. Verme alma dengesini sağlamak, samimiyetle ve cesaretle o diyalogu inşa edebilmek bizi zorluyor. Geri bildirim eğitimleri de bu konuda ne kadar etkili bu soruyu da tartışmaktan çok keyif alabiliriz.


04. Güveni merkeze alarak kurumlardaki iklimi tanımlamayı seviyoruz. Bağlılığı nasıl pekiştirelim dediğimizde ikinci soruda güvene geliyoruz. Güven olabilmesi için de kurumları oluşturan diyalogların daha sahici olmasını da bekliyoruz. Peki, beklemeyelim içinde biraz hareket katarak devam edelim. İşte küçük bir test sorusu “Birinci yöneticim zor anlarımda benim yanımda olur mu?” Öyle bir güven tanımına ihtiyacımız var ki hem rehavet uzağına düşmeyelim hem de öz sorumluluğumuz büyüsün. Söylemesi bile iyi geliyor. İkinci kez okumak isterseniz yardımcı olalım 😂 Öyle bir güven tanımına ihtiyacımız var ki hem rehavet uzağına düşmeyelim hem de öz sorumluluğumuz büyüsün.


05. Zaman zaman eski güzel günlerimizi özlüyoruz. İçindeyken öyle hissetmemiş olsak bile buradan bakınca o anılara bir dolu anlam yükleyerek onları pembeleştiriyoruz. Sonrasında da geçmiş başarı hikayelerimiz yeni bir şeyler denememizin önündeki görünmeyen en büyük engel olmaya başlıyor. Mükemmelliyetçiği kurumların değerleri arasından çıkarıp, valla biz hata yapmanızı istiyoruz cümlelerini çerçevelerle duvarlara asarak geçmişe duyduğumuz aşkı hafifletemiyoruz. Bu noktada yeni nesile bir kredi borcumuz olabilir. Hatalarla barışmak konusunda alacağımız iyi bir dersimiz olabilir.


Hikayelerdeki tema, özneler değişsede genelde aynı benzer tadı bırakıyorlar. Tüm bu maddelerin satır arasında o sabah sohbetinde biz “merak” sözcüğünü gördük. Paradigmalarımızı değiştirmek için merak ederek adım atmaya ne kadar da ihtiyacımız olduğunu düşündük.


Merak sosyal yaşamda daha magazin magazin yaşayan bir kavram, akademik dünyada da tartışmasız kabulü var. Ancak “İş dünyasında ne kadar meraka yer açabiliyoruz?” sorusu bizim heyecanla devam etmemizi tetikleyen başlangıç noktamız oldu.

Sonrasında merakla araştırmaya başladık. Okuduk, soru sorduk, dinledik, zaman zaman anlattık ve gözlemledik. Aldığımız notları da burada toparladık, daha alınacak çok yol(umuz) var. Ancak mükemmel olmayı beklemeden de paylaşmak da istedik, çünkü merak bulaşıcıdır.


Ve hoş geldiniz 🎈

Mine ve Fatih


59 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com