Search
  • minekobal

Merakla yaş almak ✨

Merakı çocukça bir tat ile konumlandırdık şu ana kadar. Acemi çocuk bakış açısıyla bakmanın, çocuk hayreti ile soru sormanın iyi geldiği tarafta durduk. Peki yaş aldığımızda neler oluyor? İçimizde çocuğa o kadar da yüklenmeden biraz yüksek sesle birlikte düşünmek isterseniz, devam edebiliriz.


İlk meraklı soru: Yaş almak veya yaşlanmak ile aranız nasıl? Bu arada nasıl ifade etmek size rahat geliyorsa öyle söyleyin.

Yaş almak sizde hangi duyguları tetikliyor?

  • Daha dingin, sakin bir dönem mi yoksa kenarda kalmaya hazır olmamanın huzursuzluğu mu?

  • “Ben yapabilirim” denebilse de, yapamayacağını bilmenin tatsızlığı mı?


Yaş almayı yavaşlatabilmek hayal bile edemeyeceğim çok büyük bir endüstri ise bu talepten yola çıkarak çoğu zaman kendimize de çok yakıştıramadığımız bir mesele diyebiliriz. Lise döneminde 2000 yılında kaç yaşında olacağımızı düşünüp, artık her şeyin yoluna girmiş olacağını ne istediğimi veya istemediğimi bileceğimi varsayabilirdim. 27 yaşında olmak bunu gerektirir sonuçta, okul bitmiş hayat düzene girmiş… Ancak bugün 47 bitti kendimle ilgili daha bir dolu sorum var. Bir de hepimizin de söylediğine inandığım “bugünün 40 yaşları eskisi gibi değil” cümlem.


Bir meraklı soru daha geliyor: Yaş aldığımızda gerçekten bizi ne kaygılandırıyor?

  • Yaşınız ilerlemeye başladığında iş değiştirmeniz daha zor olur mesela, birçok kişi genç yeteneklerin potansiyelini ve heyecanını sizin geçmiş başarılarınıza tercih edebilir.

  • Yaşınız ilerlediğinde kıyafet seçimizde o kadar da özgür olmayabilirsiniz, çevreden gelebilecek eleştirilerden bahsetmiyorum. Sadece o dekolte yakışmayacaktır veya daha sade bir makyaj tercih etmek isteyeceksiniz. Veya hala moda mı bilmiyorum ama kısa ve dar paçalardan uzak kalmayı tercih edeceksiniz.

  • Bir partide veya sosyal bir ortamda eskisi kadar merkezde de olmayabilirsiniz.


Ruhumuz yaşlılık dönemini hayatımızın diğer evreleri gibi kabul etmeye hazır değilse durum daha da zorlayıcı bir hale dönüşebiliyor. Kimse bu yaşamdan canlı kurtulmadı sonuçta. Bu gerçeği kabul ederek kişisel sınırlarımıza gülümseyerek ve merakla yaklaşabiliyorsak iç huzurumuzla da buluşabiliyoruz.


Eğer kendi içimizde bu deneyimi yaşayamıyorsak, durum daha magazinsel bir hal almaya başlıyor. Tüketebildiğin kadar tüket oyununa oburca başlıyoruz. Daha büyük ev, daha üst düzey unvanlar, daha üstü açık veya daha çok çekerli araba, daha çok çanta, daha genç sevgili gibi listeye devam edebiliriz. Bu arada tüm bu seçimlere kötü demek gibi bir haddim yok, sadece ardındaki nedeni ve kendi içimizdeki yansımasını sağlıklı okuyabilmek değerli.


Varoluşumuzu dıştan nasıl göründüğümüz üzerine inşa ettiğimizde, üretmekten çok tüketmeye odaklanabiliyoruz. Yaşlandığımızda bilen olarak bizi görmeye başladıklarında, ya da kendimiz bildiğimize inandığımızda yavaş yavaş tozlanmaya başlıyoruz. Bildiğimizi anlatmaya çalışıyoruz, herkes de bilsin istiyoruz. Bilmiyorum diyemiyoruz. Soru soramıyoruz. Bilgi ve bilgelik arasındaki farkı kaçırabiliyoruz. Bilginin yancısı cesaret, cüretkarlığa dönüşüyor ve alçak gönüllülüğü oyunun dışına kolayca atabiliyor. Utanç duymaktan korktuğumuz için biliyor görünmeye çalışıyoruz. Odadaki en çok bilen kişi olmak sandığımız kadar da iyi bir şey değil.


Birilerinin takdir etmesi, aferin demesi ortadaki iş kendi içimize sinmediğinde hiç de yetmeyebilir. Ötekinin onayını almak için sadece tüketmek ve zaman ilerledikçe daha da çok tüketmek bağımlılık sınırlarını zorlayacaktır. Dışarıya bakıp rüya görüyoruz çünkü. Ancak içimize döndüğümüzde oradaki yeni dünya çok daha macera dolu, ben tabii ki bilmiyorum, arada bakmaya çalışıyorum. Bazen de o ayakkabıyı alırken bir daha mı geleceğiz bu dünyaya diyebiliyorum.


Ötekine ne yapalım derseniz? Yolculuk kendi içinde ancak kendimizi fark etmek için ötekine ihtiyacımız var. İhtiyacı doğru tanımlayalım sadece; ötekinden onay/ alkış almak ve bağımlı olmak yerine, öteki ile ilişkimizi büyütebiliriz. Bunu yapabilirsek, kaz ayaklarına gülümseyebiliriz, kendimizi geçecek ustalar için ilham olabiliriz.


Yaş almaya direnmek, zamandan daha güçlü olduğunu sanmak, bunun için de taraftar toplamak adına çılgınca tüketmek işin bir tarafı. Diğer tarafı ise ötekilere de yer açarak kendi eşsizliğimizi deneyimlemeye merakla açık olmak.


Öylesine meraklı bir soru daha: Peki sizin seçme şansınız olsaydı, şu anda kaç yaşınızdaki halinizde olmak isterdiniz?


Merak yaşlanmanın etkilerini geciktiriyor diye küçük bir reklam da alabiliriz 🥳


Bonus tavsiye de Kirk Douglas'ın ölümünden önce yazdığı notlardan gelsin: "kendinizden daha genç arkadaşlar edinin" ve "başkaları için bir şeyler yapın"😉


Merakımız ve cesaretimiz bol olsun🎈



82 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com