Search
  • minekobal

Meraklı olmanın hediyeleri

Updated: Jan 6

Burada birlikte olduğumuza göre meraklı biri olduğunuzu varsayabiliriz, hatta merakınızı daha büyütmek için heyecanınız da var diye devam edebiliriz.

Ağırlıklı olarak profesyonel yaşamda meraktan bahsedeceğiz, ancak iş ve özel yaşam siyah-beyaz birbirinden ayrı kavramlar değil. Günün sonunda bir yaşamımız var, dolayısıyla işle ilgili konuştuğumuz bir çok yaklaşım sosyal yaşamda ve evde farklı bakış açılarını tetikleyecektir.

Merakınızı biraz daha köpürtecek küçük bir fonksiyonel fayda beklentisi de yaratalım, başlamışken. Her yıl bir şekilde dahil olduğunuz performans görüşmelerini düşünün. Eğer bir “gelişim fırsatı” tanımlamakta zorlanan yöneticiniz varsa ve size “senden daha yenlikçi öneriler bekliyorum, biraz kutunun dışına çık, potansiyelin var inanıyorum” diyorsa, onu şaşırtabileceğinize inandığımız bir çok fırsat vaadediyoruz.


Profesyonel yaşamda en sık duyduğumuz üç meseleye merak lensi ile bakmak başlangıç noktamız...


Mesele #1: Büyümek, Büyümek, Büyümek

Şirketin yatırımcıları, üst yönetim veya globalden gelen stratejik öncelikler söz konusu olduğunda en sık karşılaştığımız hedef ifadesi “büyümek”. En sık duyduğumuz orijinal olduğu kadar size de tanıdık gelecek bir cümle ile ifade edebiliriz.

Bu yıl üç önceliğimiz var “büyümek, büyümek, büyümek”

Fonda dijitalleşme, transformasyon, endüstri 4.0 ve yapay zeka cümleleri de mutlaka yer alıyor. Kendini tekrar eden/ otomasyon gerektiren işleri robotlara teslim edeceğimizi tekrar öğreniyoruz. Sonrasında bugün bildiğimiz mesleklerin önemli bir yüzdesinin gelecekte olmayacağını “özgürleşme” dipnotu ile satın alıyoruz. Biraz iyi geliyor, oldukça da tedirgin edici. Pencereden baktığımızda “şimdilik” önümüzden online alışverişlerimizi bize ulaştıran dronlar geçmiyor, ancak gelecekte bilim kurgu filmleri tadında robotlarla birlikte bir hayatımız olacak diye bekliyoruz.

İş hedefimiz hala “büyümek” bu arada burada bir değişiklik yok.


İyi haber: Neyi biliyoruz sorusu ile başlayalım…

Kesin bildiğimiz nokta iş hayatının gelecekte bize aklımızın alamadığı kadar veriyi büyük ve küçük ayırmadan verecek olması

Geçmişten taşıdığımız ve doğruluğuna inandığımız diğer kesin bilgi de herkesten fazlasını gören, merak edenler fark yaratmaya devam edebilecek.

Neye inanıyoruz ile de devam edelim…

Adını duyduğumuz ancak bir kısmını tanımlamakta zorlandığımız kavramlar hayatımıza bir şekilde girecek, ancak korku veya kaygımızı merakla değiştirdiğimizde elimizdeki kaynakları değere dönüştürebileceğiz.


Merak bizim süper gücümüz olacak. Aslında hep öyleydi, ancak yapay zeka işin içine girdiğinde merak daha da popüler olmaya başlayacak. Yapay zeka geçmiş verilerden hareketle en yüksek olasılıkla işe yarayacak bir çözümü geliştirebilir, yapay zeka önceki tüm tercihleri değerlendirerek nasıl karar vereceğimizi, piyasanın hareketlerini öngörebilir. Hatta en arabesk şarkıyı yazıp hepimizi ağlatabilir, ya da şahane sür-realist bir tablo yapabilir.

Yapay zekanın yapamadığı (yakın dönemde de yapması pek öngörülmeyen) bir başlık var: “Merak”

Olmayan bir mesele için ilham perileri yapay zekayı ziyaret etmez.

Yapay zeka 3 yaşındaki bir çocuğun “Su neden ıslak?” sorusunu soramaz. Büyümek için merakımızı tekrar hatırlamaya, kurum kültürü olarak merakı yeşertmeye ihtiyacımız var.

Eğer merakımızla barışmazsak, çok çalışmak da bizi gelecekte kurtarmayacak. İflah olmaz çalışkan bir X Nesli üyesi olarak bunu söylüyorum, kesin bilgi.


Mesele #2: Verimlilik = Bağlılık

“En iyileri işe almak sonrasında da mutlu mutlu birlikte yaşamaya devam etmek” en sevdiğimiz insan kaynakları stratejik önceliği. Ancak kurumsal hayatın çalışanları mutlu edebilme konusunda çok da başarılı olamadığını biliyoruz. Bağlılık anketlerinin ötesine geçip, çalışanların dünyasını anlamaya ihtiyacımız var. Doğum günü kutlamaları, piknik buluşmaları veya küçük sabah sürprizlerinin yapamadığı sahiciliği, samimiyeti yaşatmaya ihtiyacımız var.


İşin içinde kültür kelimesi geçtiğinde “insan kaynakları” departmanlarına seslenesimiz geliyor. Bu arada dilin ne kadar büyülü ve etkili olduğunu biliyoruz, insanlara kaynak demekten de vazgeçsek artık ne güzel olurdu.

Kopyala yapıştır takım olalım atölye çalışmaları çalışmıyor, duvarlara yapıştırdığımız havalı vizyon cümleleri de ilham vermekten uzak… 1980 model sloganlarla 2000 doğumluları iş hayatına çekmek pek de mümkün olmayacak.


İyi haberi 20.yüzyılın diyalog felsefe düşünürlerinden Martin Buber referanslıyla verebiliriz. Buber kurduğumuz diyaloglarla varoluşumuzun katmanlarını deneyimleyebileceğimizi söyler. Bu ilişkiler doğa ile, diğer insanlarla ve spritüel düzeyde gerçekleşebilir. “Ben ve O” olarak tanımlanan ilişkilerde iki ayrı taraf olmaya devam ediliyor, diğer kişiye bir fikir satmak onu ikna etmek istediğiniz ve kurumlarda sıklıkla şahit olduğumuz diyalogları bu kapsamda düşünebiliriz. Hatta diyalog demektense iki ayrı monolog olarak tanımlayabiliriz. “Ben ve Sen” olarak tanımlanan düzeyde ise ilişkilerde ise iki tarafın toplamından daha büyük/ daha kapsayıcı ve kendimizi gerçekleştirebileceğimiz bir alandan bahşediyor Buber. İçinde samimi merak olan diyaloglarda sorduğumuz sorular, kurduğumuz cümleler kendimizi gerçekleştirmemizi/ büyümemizi sağlayacak.


“Başlangıçta ilişki vardı, ilişki olmadan insan olmak mümkün değil.”
Martin Buber

Bağlı çalışanlar yaratmak için sahip olunan en değerli kaynak kurumadan önce merakla bu insanlar ne düşünür, ne bekler, ne hisseder, nerede karınları ağır, nerelerde mutlu olurlar, yaratıcılıklarını ne tetikler, neye inanırlar anlamak gerekiyor. Merakın ikinci hediyesi sahici diyaloglar için neden yaratması olacak.


Mesele #3: İnovasyon

Mavi Okyanusumuzu yaratmak için sunulan ürün/ hizmetleri ve iş yapış şekllerini daha yenilikçi olarak tasarlamak için çalışıyoruz. En iyi fikirleri yakalayabilmek için yarışmalar düzenliyoruz, inovasyonu tetikleyecek renkli koltuklu odalar tasarlıyoruz ve tabii ki bol bol eğitim programları düzenliyoruz. Tüm bu inisiyatiflerin çok değerli olduğuna inanıyoruz, bununla birlikte sürdürülebilir bir inovasyon süreci tanımlayabilmek için sanki biraz daha fazlasına ihtiyacımız var...



Kelebeğin kanatlarını hepimiz görüyoruz, sonrasında meraklı bir soru da soruyoruz. “Bu kadar hafif kanatlarla nasıl kilometrelerce uçabiliyor?” Ancak inovasyon için bu sorunun devamında ikinci, üçüncü meraklı sorulara ihtiyacımız var.

Bu bilgiyi nerede pazarlanabilir bir faydaya dönüştürebiliriz. Eğer kelebeğin kanatlarından daha hafif bir uçak tasarımına uzanabiliyorsak inovasyondan da bahsedebiliyoruz. Bunun için de vazgeçmeden merakla soru sormaya, araştırmaya ihtiyacımız var.


Merak olmadan ikinci, üçüncü devam eden sorular gelmeyecek. Merak olmadan "müthiş fikirlerimiz" inovasyona dönüşmeyecek. Merakı gündeme almanın üçüncü hediyesi de sürdürülebilir inovasyon olacaktır.


Burada nelerden bahsetmeyi hayal ediyoruz?

  • Bazen akademik dünyadan dersler almaya çalışacağız.

  • Bazen tarihten, romanlardan meraklı insanlardan ilham alacağız.

  • Bazen meraklı büyütecek ipuçlarımız olacak, işte deneyin hatta evde bile deneyebilirsiniz diyebiliriz.

  • Farklı disiplinleri ziyaret edeceğiz. Biraz felsefe, biraz tarih, biraz psikoloji ve sanat gibi…

  • Yeni neslin sesini almazsak eksik kalacağımızı da biliyoruz.

  • Kendi merakımızdan beslenerek mutfakta çalışıyoruz, merakın o tatmin olmayan biraz anarşist ruhundan da cesaret alarak yolda da hikayenin değişeceğini biliyoruz.

  • Merakı iş dünyasının gündemine daha çok alabilmeyi hayal ediyoruz özetle… Yeni dünyada merakı kalkanımız olarak gördük ve araştırdıklarımızdan ve sohbetlerimizden bizde kalan notları paylaşmak istedik.


Bir not: Eğer merak için bana bir ipucu verin, beni bu kadar okumakla yormayın derseniz tüm paylaşımlarınızın twitter özeti şöyle olurdu

“Hayatınızda daha çok yenilikçilik, başarı, farklılık, tatmin ve mutluluk istiyorsanız MERAK edin ve ettirin. Merak için soru sorun, okuyun ve araştırın.”

Burada bilinmeyen hiç bir yeni şey söylemiyoruz, tavsiye de vermiyoruz ancak gelişim için merakı ön koşul olarak konumlandırarak, size meraklı bir yol vaadediyoruz.


Çünkü merak bulaşıcıdır.


Sizlerin de merakını uyandırabilirsek ne mutlu bize 🎈

Mine ve Fatih



420 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com