Search
  • minekobal

Merak ve Ortam


Kimsenin yaratıcılığını dışarıdan tetikleyemezsiniz. Meraklarını tetikleyecek bir ortam yaratabilirsiniz ve onları cesaretlendirebilirsiniz.

Sir Ken Robinson

Yaratıcılık sancılı bir süreç, çoğu zaman. Hiç yapılmayanı yapmaya çalışmak çoğu zaman huzursuz eden bir süreç. Başınıza neler geleceğini tam olarak bilmiyorsunuz, başarısız olma riskini öngörüyorsunuz ancak günün sonunda hayal ettiğiniz resmi çok merak ediyorsunuz. O merak o kadar baştan çıkarıcı ki, o cesaretle yola çıkıyorsunuz. Çünkü “şans meraklı zihne yardım eder” demiş Louis Pasteur.


Merakın içinde bulunduğumuz ortamla bir ilgisi olduğuna inanıyoruz. Ortam önce bakış açımızı sonrasında da bizi şekillendiriyor. Merakı öğrenmek ve keşfetmek için duyulan istek olarak tanımlıyorsak, eş zamanlı olarak “yaşama sevinci” anlamını da yüklemiş oluyoruz. Dünyaya geldiğimizde, diğer hayvan türlerinin aksine çok daha yüksek bir cehaletle de geldiğimizi kabul edersek, merak ederek öğrenmeye başladığımızı söyleyebiliriz. Bebeklikten çocukluğa geçerken beş duyumuzu cesurca kullanarak merakımıza alan yaratıp, dünyamızı tanımaya başlıyoruz.

Büyüdüğümüzde ise bir şekilde otomatik pilota teslim olmayı seçiyoruz. Hepimizin evinde korona günlerini geçirdiği bu dönemde merakımızla ilişkimizi “ortam” ile ilişkisini sorgulayarak masaya taşıyabiliriz. Bilinmezliğin getirdiği kaygıyı merakla aşabiliriz, çünkü…

01. Önce lojistik olarak ortamı konuşmaya başlayalım.

Bireysel olarak nasıl bir ortam sizin merakınızı büyütüyor?

Bazılarımız dozunda kaostan beslenirken, bazılarımız daha sakin deniz veya orman manzarasını tercih edebiliyor. Kriz anlarında, zaman kısıtlarının tansiyonu yükselttiği sahnelerde toplantı odasında -zoom odası da olur- merakının zirve yaptığını söyleyenlerimiz de olabileceği gibi, boğaz vapurunda çay içerken de merakımız dikkatimizi çekmeye çalışabilir. (normalimizi hatırlamak önemli)

Tam bu noktada ikinci bir soru cümlesini de yöneltebiliriz. Merak edilen konuyu tabloya nasıl dahil edebiliriz? Küçük bir iyileştirme ihtiyacından mı söz ediyoruz, yepyeni bir iş fikri ile çığır açmaktan mı? Akademisyenlerden kopya çekebileceğimiz bir yanıt bulamadığımızı da itiraf edersek, kendi deneyimlerimizi hatırlamanın, izlediğimiz birbirini tekrar eden kurguları tanımlamanın işe yarayacağını iddia edebiliriz. Nasıl bir ortamdayken zihninizin daha da açıldığını deneyimliyorsunuz? Geriye dönüp baktığınızda kendinizi bile şaşırtacak nefis soruları hangi ortamlarda sıklıkla soruyorsunuz. Konulara yönelik ortak bir yön dikkatinizi çekiyor mu?

“Boşluk” kelimesini sohbete şimdi davet edebiliriz.

İlk fen derslerimizi hatırlayalım. Ders konumuz: Atom

Bir atomun büyüklüğü çekirdeği ile elektronlar arasındaki boşluktan oluşuyorsa, çekirdekler ise bu boş alanının 100.000’de biri kadarsa, hepimizin boşluktan olduğunu söyleyebiliriz. Biraz daha meraklı sorular devamında gelirse, kuarklar ve bunları bağlayan gluonlara ulaşarak kinetik enerji yanıtına gelebilirsiniz. Ancak burada haddimizi bilerek fizik fizik devam etmeyeceğiz, sadece boşluk kavramını meraklı bir parantez içerisinde kendimizden yola çıkarak ortaya koymak istedik, o kadar.

Boşluk o kadar değerli ki, kelimelerin arasında boşluk olmazsa bu yazıyı dahi okumanız mümkün olmayacaktı. Kendimiz olabilmek için de diğerleri ile aramızda o boşluğa ihtiyaç duyarız. Zihinsel olarak da boşluk, dozunda ise, iyi gelir. Şehir hayatında onca plaza arasında boşluk olmadığı için belki de yeni bir fikri veya farklı bir yolu düşünmekte zorlanabiliriz. Sonra tatilde geniş bir alan görmek bize iyi gelir, zihnimiz açılır. Çünkü bu meraklı işler hep boşluktan…


Sosyal mesafe ile tanıştığımız ve evden çıkmadığımız bu dönemde yaşamımızda bir boşluk açmak, bu boşluğa biraz daha meraklı bir anlam yüklemek de iyi bir tercih olabilir.


  • Evin içinde bize iyi gelen, daha çok düşündüğümüz, daha çok bir şeyleri sorguladığımız, kendi ritüellerimizi yaşattığımız alanlar nereleri?

  • Bu alanlarda nasıl zaman geçiriyoruz?

  • Burada kendimize nasıl bir boşluk yaratıyoruz?

  • Çocuklarımız için merakı ve sorgulamayı nasıl cesaretlendiriyoruz?


Zamanımız var, ajandalarımızda olmadığı kadar boşluğumuz var, soru soralım, düşünelim, araştıralım ve sonra yine soru soralım…

Boşluğu dolduracak uyarıları ise okuyup, öğrenerek alabiliyoruz. Sadece boşluk bırakırsam, kendimi doğaya salarsam merak da kendiliğinden büyür demiyoruz; çalışkan olmaya çok çalışkan olmaya inanıyoruz.

AT&T’nin CEO’su New York Times’a verdiği bir röportajda haftada 5-10 saat arası online öğrenmeye zaman ayırmayanların tüm gelişmelerden uzak kalacağını söylüyor.

George Carlin diyor ki, çocuklarınızı okumayı öğretmeyin, okuduklarını sorgulamayı öğretin. Bu sözü neden sadece çocukları ve ebeveynleri için kısıtlayalım ki? Her yaş ve ortam için kullanmayı öneriyoruz.



02. Devam edelim, ortama iklim perspektifi ile de bakabiliriz.

Bu dönemde nasıl diyaloglar kuruyoruz? Hangi platformda ne kadarı yüz yüze olduğundan bağımsız biraz daha diyalogların kapsamını da sorgulayabiliriz.

  • Günün önemli bir kısmını kimlerle geçiyoruz?

  • Nasıl bir ritmimiz var?

  • Sanal veya fiziksel kimlerle daha çok diyalog kuruyoruz?

  • Kimlerin görüşlerini dinliyoruz?

  • Kimlerle tartışıyoruz?

  • Konuştuklarımız hep benzer temalarda mı?

  • Sadece iş mi konuşuyoruz? Entellektüel sermayemizi büyütecek hangi konularımız var?

  • Ya da sadece sohbet etmek için gündemi dahi olmayan sohbetlerimiz var mı?

  • En son sizin görüşünüzden çok uzağa (ya da biraz uzağa) düşen bir görüşe ikna oldunuz?

  • Sizinle farklı konu, içerik, görsel, film vs paylaşan kaç kişi veya gruplarınız var?

  • Çevrenize baktığınızda birbirinden farklı görüşlere sahip olduğunu bildiğiniz ne kadar insan görebiliyorsunuz?

  • Bilgisinin derinliğini ve farklılığına özendiğiniz yakın çevrenizde kaç kişi var?

  • Farklı disiplinlerden, farklı iş kollarından ne kadar çok insanla görüş alışverişinde bulunuyorsunuz?

Çevremizdeki bize en yakın, en çok iletişimde olduğumuz beş kişinin çok kritik olduğunu biliyoruz, çünkü bu beş kişi bize kim olduğumuzu söylüyor. Merakımızı büyütmek istiyorsak bu beş kişiyi tekrar gözden geçirebiliriz. Eğer bulunduğunuz sahnelerde en yaratıcı fikirlerin sadece kendinizden çıktığını iddia ediyorsanız, en meraklı sorular yine hep sizden geliyorsa, diğer kişileri genellikle size hak vermek/ takdir etmek için söz alıyorsa; en sık etkileşimde olduğunuz beş kişiyi gözden geçirebilirsiniz. Belki kendimizi daha zorlayacak kişileri alanımıza davet edebiliriz.

03. Liderlerin meraklı bir ortamla ilgili sorumlulukları daha fazla ise..

Boşluğun tam karşısında ise kaos ortamının meraka ve keşfe katkılarını da tartışalım. İnsanlık tarihinde zor zamanlar zor kararları gerektirmiş ve bu kararları verebilen liderleri yaratmıştır. Bugün de hep birlikte ellerimizi yıkayarak ve birbirimizden uzak kalarak korunabileceğimiz bir virüs hikayesini yaşıyoruz. Çalıştığımız yerleden, dronelardan ve yapay zekadan sorular çıkmadı. Bu kaos daha önceki tüm kaosların geçtiği gibi geçecek, geçmeyenini gören yok. Sorumuz ise "Bu dönem sonrasında hepimizde nasıl bir tat kalacak?" Kaygıyı meraka dönüştürmek tam da burada hatırlamamız gereken soru… Neleri biliyoruz? Duyguları hatırlıyoruz, bunu biliyoruz. Masadan kalktığımızda, zoom/ teams toplantısından ayrıldığımızda nasıl hissediyoruz? Bu sorunun yanıtı kontrol alanımızda, hiç bir bahanemiz yok.


İnsanı merkeze alan çevik zihniyet, hizmetkar liderlik anlayışı da bunu söylüyor. Konfor alanımızdan hep birlikte çıktığımız için merakımızla konfor alanının sınırlarını birlikte çiziyoruz. Birlikte sihirli kelime, hiç olmadığı kadar işbirliğine ihtiyacımız var. Bir departmanın çözemeyeceği meselelerimiz var diye anlatırken, bir ülkenin çözemeyeceği bir meselenin ortasındasındayız. Bu kaos ortamında kendi boşluğumuzu yaratmak, sevdiklerimizle, güvendiklerimizle kendi alanınımızı yaratmak çok çok değerli. Eğer kendi boşluğumuzu kendimiz oluşturmazsak, fark edemezsek kaçtığımız korkularımız burayı hızla doldurabilir. Etrafta bu kadar bilgi kirliği varken, kendi sağlıklı boşluğumuz için onları filtreleyip okuyabilmek çok hayati bir konu.


  • İş özel yaşam dengesi sorusu anlamını yitirdi, bir yaşamımız var derken; pijamalarla mutfaklarımızda ciddi ciddi toplantılar yapıyoruz. İş yerini her nasıl tanımlıyorsak burada merakı nasıl yeşertebiliriz?

  • Merakın önündeki engeller yanlış anlaşılmak, rezil olmak, bilmiyor konumuna düşmek, başına iş almak veya etiketlenmek ise cesaret bize iyi gelecektir. Liderler hiç olmadığı kadar göz önündeler. Liderler tevazu gösterdikçe ekip de daha cesur olacak, merakını hatırlayacaktır.


Bill Gates liderliğin 3 C’si Merak (Curiosity), Yaratıcılık (Creativity) ve Bağlılığı (Commitment) olarak sıralıyor. Siz ekip veya işinin lideri olarak bu üç C’yi nasıl deneyimliyorsunuz?

Merakı büyüten bir lider;

  • İNSAN’ı her zaman merkeze alır. İnsan’ı anlamaya çalışır, dinler. Hedeflerden önce vizyonunu hayallerini anlatır. Herkesin hayallerini merak eder.

  • Belirsizlik ortamlarını “oyun alanına” dönüştürür, acemi çocuk heyecanıyla yaklaşır.

  • Acemi çocuk heyecanı ile birlikte mutlaka bir planı ve B planı da vardır. Ritme inanır ve gerektiğinde yeni bir ritim tanımlar ve ekibiyle birlikte uygular.

  • Ekibinin değerlerini bilir, değerlerini daha fazla sergileyebilecekleri alan yaratır. Böylece tüm ekip daha fazla sorumluluk alır ve birlikte büyür.

  • Etraflarındaki herkesin çekinmeden neden sorusunu sormasını ister ve cesaretlendirir. Bunun için tevazu gösterir.

  • Açık iletişime inanır. İyi haberi ve kötü haberi şeffaflıkla paylaşır.

  • Her yapılan işe neden sorusunu sorarak üzerinden tekrar düşünülmesini sağlar. Kişileri irdelemek yerine olayın başındaki varsayımları ve müşteri iç görüsünü sorgular. İşin sonunda ise alınan dersleri büyütür, ve sonuç ne olursa olsun kazançlı çıkar.

  • Kaybetmeye tolerans gösterir, kaybı başarının bir bedeli olarak görür. Kendi zorlandığı hikayeleri açıklıkla, cesaretle paylaşır. Ekibine de öğrenme fırsatları için kredi verir.

Özetle hepimiz evde kalabilen şanlı kişiler olarak, yepyeni bir ortam olarak tekrar tanıştık. Kendimizi takdir edebileceğimiz bir not sona sakladık, nefis uyum gösterdik. Bu kadar esnek olabileceğimizi muhtemelen bilmiyorduk. O nedenle kendimizi takdir edelim 🙏.

Sonrasında bu süreçte neler öğrendiğimizi sükunetle ve sabırla okumaya çalışalım.

  • Lojistik olarak ortamı anlamlandırarak

  • Çevremizdeki iklimi nasıl şekillendirdiğimizi sorgulayarak

  • Liderlik tanımını hiç olmadığı kadar varoluşsal bir çerçevede yeniden tanımlayarak

Merakımızı büyütecek yeni ortamları yaşamımıza almak üzere, merakla kalın 🎈



48 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com