Search
  • minekobal

Merak ve anlam


Otomatik pilotta ve pek meşgul yaşamların hediyesi, anlama ilişkin sorular sormaktan vazgeçmemiz. Nasıl olsa çok geçerli bahanelerimiz var, yetişecek işlerimiz var, biz olmazsak patlayacaklar, tüm süper kahraman sorumluluğumuzla; evdekileri, çalışanlarımızı, müşterileri ve dünyayı kurtarmak için çalışıyoruz. Bu arada kendimize ne kadar soru soruyoruz?


Hani fırlatıldık ya bu dünyaya, varoluşçu lensi ile söylersek. Hiç birimize gelmek ister misin diye sorulmadı, en azından şu andaki bilincimizle böyle olduğunu düşünüyoruz. Günlerimiz de sayılı, süresini bilmesek de… Başı ve sonu belli, arasında ne yaptığımız nasıl bir değer yarattığımız ise bize kalmış. İki nefes arasında sonsuz seçeceğimiz var, burası da nereden baktığımıza bağlı. Depresif bir perspektifle boğulabiliriz ya da meraklı bir tad ile kendimizi gerçekleştirebiliriz. Oyun alanımız sandığımızdan daha geniş.


Anlamı keşfetmek çok derin bir iddia, haddimizi aşmak istemeden bir çerçeve çizip içinde biraz soru sormaya hepimizi davet etmek isteriz. Buradan da "anlam" kavramına geçersek, merak kapı açacak bir başlangıç adımı. Üç alan üzerinden devam etsek, bugün Pazar nasıl olsa. Biraz daha rahat olma kredimiz var😉


01. İletişim ve kurduğumuz bağlar

Kendimizi keşfetmenin yolu diğer kişi ile kurduğumuz diyalog ise (burası da Martin Buber'den referans vermeden geçmek olmaz), dolayısıyla tüm ilişkilerimiz bize “anlam” bulmak için nefis bir fırsat sunuyor, görebiliyorsak, derinleşebiliyorsak… Zihinsel, duygusal ve fiziksel düzeyde kurduğumuz ilişkiler sorgulanmayı hak ediyor.


  • Kimlere dokunuyoruz (Karantinada da olsa)?

  • Kimlerle sohbetimiz zihinsel olarak bize iyi geliyor? Bazen zorlanıyoruz, ancak günün sonunda iyi hissediyorsak...

  • Hangi ilişkiler bizi büyütüyor? Sonrasında kalan tat anlamlı geliyorsa...

  • Yeni birileriyle tanışmak bize kendimizle ilgili ne öğretiyor? Farklı kültürlerden biriyle sohbet etmek, mesala. Ya da bambaşka uzmanlık alanı olan biriyle. Biraz daha tansiyonu yükseltelim, görüşleri bize tamamen zıt olan biriyle… Ne kadar tolere edebiliyoruz? Bir şeyler öğrenmeye ne kadar açığız? Her zaman öğrenecek bişeyler vardır, meraklı gözlerle bakıyorsak.

02. Anlama çabası

Kediyi öldüren merakın ardında da anlama meselesi var. Karmaşık ise anlamak istiyoruz, belirsiz ise netleşsin istiyoruz, bir düğüm varsa çözmek istiyoruz. Anlamaya çalıştıkça yeni sorular üretiyoruz, daha da huzursuz oluyoruz ancak hoşumuza gidiyor. Çünkü çabamız anlamlı gelmeye başlıyor ve belirsizliğin kaygısını yönetebiliyoruz. Felsefenin ve bilimin anlama çabası burada yanıt buluyor. Yanıtı veremediğim zamanlarda bile soruyu ortaya atmak birilerine iyi geliyor.

  • Siz neyi anlamaya çalışıyorsunuz?

  • Anladığınızda neyi bütünleyeceksiniz?

  • Anladıktan sonra neyi merak edeceksiniz?


03. Hizmet etmek

Margaret Mead- Kültürel Antropolog, sivilizasyonun başlangıcı olarak 15.000 yıl öncesini adresliyor.*(Forbes makalesini merak ederseniz) Çünkü kırık bir kemiğin tedavisine yönelik ipuçlarını o dönemde görüyorlar, bu da bir insanın diğer bir insana yardım ettiğinin bir kanıtı… Kendimizden daha büyük bir amaca hizmet etmek, birilerine iyi gelmek bize de iyi geliyor. Tüm sağlık çalışanları insanlığa yardım ediyor, yemek yapan insanlar, marketlerde çalışanlar veya su dağıtanlar hepimize yardım ediyor.

Siz anlamınızı nasıl tanımlıyorsunuz? Ya da anlam bulmak için neler soruyorsunuz?

Bir kaç meraklı soru isterseniz…

  • 8-9 yaşlarınızı hatırlayın. Ne yapmak size iyi geliyordu? Bugüne ve geleceğe dair kopya çekeceğiniz nefis notlar vardır. Ya da ilham alacağınız diyelim, daha anlamlı olur…

  • Hangi anlarda kendinizi akışta buluyorsunuz? Adını hiç söyleyemediğim, kopyala yapıştır ile yazabildiğim Mihaly Csikszentmihalyi’nin Akış modelinden bahsediyorum. Çok kolay gelmesin size biraz zorlanın yoksa sıkılırız, zorluk düzeyi de bizi çok aşmasın yoksa kaygımız öne geçebilir gibi dengeyi anlatıyor model.

  • Fırtınadan sonra aynı insan olmayacağımızı biliyoruz demiş Murakamı. Siz fırtınadan sonra ilk ne yapacaksınız?



Fırtına geçtikten sonra nasıl atlattığınızı hatırlamayacaksınız.

Nasıl hayatta kaldığınızı da.

Hatta fırtınanın dinip dinmediğinden de emin olamayacaksınız. Ancak bir şey kesindir, fırtınadan çıktıktan sonra

fırtınaya giren ile aynı insan olmayacaksınız.

Harika Murakami


Meraklı pazar yazısı bugün böyle olsun, içimden geldiği gibi…

Merakla ve sağlıkla kalın 🎈



* https://www.forbes.com/sites/remyblumenfeld/2020/03/21/how-a-15000-year-old-human-bone-could-help-you-through-the--coronavirus/#24b631ba37e9

102 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com