Search
  • minekobal

Merakın anarşist hali

Yapabildiğimiz her şeyi yapsaydık, buna kendimiz bile şaşardık.

Thomas Edison


Daha çekici isimler de söylesek, çok havalı hashtaglerimiz de olsa günün sonunda hepimiz bir dönüşüm sürecinin tam merkezindeyiz. Eski çok sevdiğimiz başarı hikayelerimiz var, yine yeniden başarılı olmak ve alkışlanmak istiyoruz. Ya da eski dünyada yarım kalan hayallerimiz var. Günün sonunda bir şekilde bu yeni normal her neyse, gelsin ve kaldığımız yerden devam etmek istiyoruz. Aslında eski alışkanlıklarımızı veya bağımlılıklarımızı özlüyoruz.

En iyi ihtimalle evinde sıkılabilen şanslı insanlar olarak bekliyoruz. Birilerinin de bize gelip, bundan sonra yeni dünyada bunları öğren, bunları uygulama demesini de hasretle bekliyoruz. Dijital araçları kullanmaya başlayınca hersey yeniden pembe olmayacak, zaten mesele de dijital araçlardan çok uzak.


Bir metaforu resme alıyorum, bağımlılık tedavisi. Hepimiz, top yekün çemberde oturup birbirimize bağımlı olduğumuzu itiraf etsek, ne güzel olurdu. En azından koşturmaktan, yoğun yetişemediğimiz ajandaların içinde boğulmaktan daha sahici bir iş yapmış olurduk.

Bağımlılık derken…

Biraz ete kemiğe büründürelim. Bir madde bağımlısı düşünün, ya da bir alkolik hiç fark etmez. Ve tam da şu anda oldukça da yükselmiş durumda olsun. Beş duyusuyla kendisine ulaşabilmemiz pek de kolay olmayan bir sahneyi hayal edin. Mesela yürürken (hala biraz yürüyebiliyor bu arada) çamura düşmüş olsun. Eğer çok da kendinde değilse öyle çamurun içinde yatmaya devam edebilir, birileri gelip onu kaldırana kadar öyle bekleyebilir. Sonra bir lider gelir karizmatik bir duruşla çamurda yatmanın ne kadar çaresiz bir durum olduğunu, ayağa kalkmanın önemini anlatan vaazını verir ve kişi kalkar. Olmadı danışmanlık da alınabilir. Mevcut durum ve istenen durum arasındaki boşluk tanımlanıp, çamurdan kalkmaya yönelik güzel bir rapor da sunabiliriz.


Birinci perde böyle bitsin diyelim. Yeniden sahneye çıkıldığında ikinci perdede ise başrolde hiç öngörmediğimiz bir virüsümüz gelse. Hiç kimse daha önce aldığı o maddelerden alamıyor, ya da ortalıkta hiç alkol yok. İlk tepkimiz yokluk ve özlem. Sonra kendimizde biraz sağa sola savrularak yürüyoruz ancak o kadar cesaretle adım da atmıyoruz. Daha temkinliyiz, sağımıza solumuza, önümüze daha iyi bakıyoruz. Sonra tabii ki yine düşüyoruz, hem de çamura. Ancak şimdi hikaye değişiyor, çamura düşen her uyanık insan gibi kalkıyoruz. Birinin bize kalkmamız gerektiğini söylemeden kalkabiliyoruz. Yeni liderler ve yeni danışmanların artık bambaşka bir sorumluluğu var. Düşen kişinin de dünyası bambaşka...

Çalışanlar artık uyanıyor, artık sadece ayağa kalk komutunu vermek için liderlere ihtiyaçları yok. Liderlerin de en iyi yanıtları bilen, en kıdemli görmüş geçirmiş kişiler olmasına gerek yok. Sadece doğru soruları sormak için, soruları birlikte konuşacağımız platform için liderlere ihtiyacımız var. “Sence bu durumda kalmak ister misin?” “Çamur da senin üzerini kirletir di mi?” gibi soruları saymıyoruz.


Merakla yapılan işleri tekrar sorgulatacak, başımıza işler açacak, meraklı sorulara ihtiyacımız var artık. "Hangi yolda yürüyorsun?” sorusu daha güzel bir soru. Yanıtı lider de bilmesin, gerek yok. Kişi orada ve uyanık kendi yanıtını bulabilir. Bulamazsa bununla da yaşayabilir.

Liderlerin görevi günün sonunda cesur çalışanlar yaratmak, anarşist ruh haline alan yaratmak. Danışmanlar ise kopyala yapıştır aynı sunumlarla yaşayamıyor. Güvenilir danışman olmak adına müşterisini, müşterisinin de müşterisini dahil ederek özel çözümler geliştiriyor, alan yaratıyor. İşini sadece online platforma taşımaktan daha fazlası mesele. Değişim zihniyetlerde başlıyor çünkü.

İki perde arasında neler oluyor?

15 dakika ara verdiğimiz belki de bugünü en güzel tanımlayacak bir alaca karanlık kuşağındayız. Çünkü biliyoruz ki, alışkanlıklar çok güçlü, bugünden yarına o madde bağımlılığı, alkol arzusu sonlanmıyor. Burada dilersek yine çok yoğun otomatik pilotta koşarak ve yoğun günlerimizi geçirip, yeni normali bekleyebiliriz. Ya da geçiş sürecinde hem kendi yoksunluğumuzu hem de ekibin yoksunluğunu anlamaya çalışabiliriz. Daha iyi anlamak için sorular sorabiliriz. Boşluk yaratabiliriz, merak ederek ve cesaretle. Canımız acıyacak, ancak böyle büyüyeceğiz.

Bizim zamamınızın meselesi buysa savaşacağız. Eski doğrularımızdan yanımıza alabileceklerimiz tabii ki olacak, güçlü yönlerimizi daha da çok kullanacağız.Yeniden öğreneceğiz. Sonra yeniden tekrar öğreneceğiz. Hem de hiç kimseyi suçlamadan, kurban dramasına düşmeden.


Anarşizmin kelime kökünü merak ederseniz, bıraktığı sert tattan farklı toplumun büyük kesiminin mutluluğunu arayan bir tanımı var. Antik Yunanca'ya uzanıyoruz, kelimenin başındaki "a" olmamayı anlatan bir ön ek, olmayan ise "archos" yani baş veya yönetici. Peki yönetici neden yok? diye merakımızla sorsak. Bu sosyal terim otoritenin, erkin ve hiyerarşinin tüm biçimlerini bertaraf ederek, toplumun daha iyi olacağını iddia eder. Geçmişten taşıdığımız anarşi kelimelerinin kullanıldığı cümlelerden kalan tat huzursuz olsa da, iş yaşamında hayal ettiğimiz meraklı kurumlar tablosunu nefis anlatıyor.


Ortalama bir "yönetici" bu durumdan muhtemelen pek de mutlu olmayacaktır. Herkes soru soruyor, aşağı ve yukarı gibi yönlere yüklenen başka anlamlar yok, gerçekten şeffaflık hakim, lider de ekibe biz yaptık dedirtecek alanı tutuyor. Ekip de bazen yaptık, bazen de denedik diyor. Hayal kuruyoruz, eklemezsek eksik kalır, geri bildirim ve takdir de merakla birlikte çok iyi çalışıyor, çok da sahici. Başlıkta kullandık, ilgi çekici olduğunu kabul ederek. Ancak üst katlardaki yönetim kurulu odaları için daha yenilir yutulur bir ifade olsa diye sorarsanız, onu da çalıştık. Yumuşak bir geçiş olması için popüler kültüre danıştık.

Robin Sharma ile anılan "Ünvansız Lider" daha istek yaratabilir. Hatta hazır geçiş yapmışken merakı da ekleyelim "Ünvansız ama Meraklı Lider" diyelim.


Hayattan sıcak sıcak bir örnek de isterseniz, buyrunuz

Sahanın içinden satış satış bir örnek resmetmeye yardımcı olabilir. Öncesinde hikaye nasıldı günde 5 müşteri ziyareti, A segmentindeki en sadık müşterilerimizi hafta bir kez aramak, ay içerisinde 3 sunum yapmak, 5 yeni teklif üretmek gibi aylara haftalara bölünmüş hedefler vardı. Bugün sokağa çıkamayınca hedefler yine baki, sadece başlarına e harfini aldık. E-posta gönderiyoruz, e- toplantı yapıyoruz. Ancak sayılarımızı yine seviyoruz, müdürler de bu hedefler tutmadığında birinci basamakta “koçluk” yaparak, “Tutturman için neye ihtiyacın var?” sorularını soruyorlar.

Yeni dünyada ise soru merkezden gelen “yukarıdan- aşağıya indirilen” hedefler ne kadar gerçekçi? "Yukarıdan aşağıya” ifadesine de çok karşıyız, dil çok önemli çünkü. Ancak konuyu dağıtmadan toparlıyoruz. Kişiler kendi hedeflerini kendi müşterilerine göre belirleseler. Buradaki planlarını kendileri yapsalar, nasıl çalışıp çalışmadığına da kendileri baksa satış rakamları daha da yükselmez miydi? Buradaki ince çizgi, liderlere/ danışmanlara gerçekten ihtiyaç duyduğumuz nokta kişilerin bu farkındalığı ortaya koymalarını sağlamak. Bağımlılık tedavisinde yanlarında olmak, onlara güvenmek onlara soru sormak ve onları büyütmek.


Kendimizle yüzleşeceğimiz, baş başa kalıp ciddi konulara aklımızı ve kalbimizi koyacağımız bir dönemdeyiz. Kendimizi merakla keşfettiğimiz, konfor alanımızın sınırlarını yeniden çizdiğimiz bir dönem. Almaktan çok cömertçe verdiğimiz yeni değerler yaratmanın sorumluluğunu aldığımız bir dönem.


Meraklı birkaç soru:

  • Ünvanınızın aynı kaldığını varsayalım, yeni dünyada paydaşlarınız kimler olacak? İç ve dış hepsini düşünebilirsiniz.

  • Bu paydaşlarınız sizden neler bekleyecek? Nasıl bir değer vaadiniz olacak?

  • Rol ve sorumluluklarınızı nasıl tanımlayacaksınız?

  • Nasıl bir çalışma ortamınız olacak? Bir gününüzü, bir haftanızı nasıl gözünüzde canlandırıyorsunuz? Yeni ritüellerinizi nasıl öngörüyorsunuz?

  • Kimlerle konuşacaksınız? Kimlerle hangi platformda etkileşiminiz olacak? Ajandanıza baktığınızda neler görüyorsunuz? Neler düşünüyorsunuz? Nasıl hissediyorsunuz?

  • Yeni kazandığınız beceriler var mı? (Dijital okur-yazarlık gibi ifadeleri burada kullanabilirsiniz, nerede cümle içinde kullanacağım derseniz?) Neler öğreniyorsunuz?

  • Hangi güçlü yanlarınız veya hangi değerlerinizi daha dolu dolu yaşıyorsunuz?

  • Nasıl bir iz bırakıyorsunuz?


Ve biraz daha meraklı birkaç soru:

  • Hedeflerle aranız nasıl? Size köşeli hedefler geldiğinde nasıl hissediyorsunuz?

  • Siz ekibinize hedefler verirken nasıl hissediyorsunuz? Hedeflerin nereden geldiği yönü de satır arası notu...

  • Olmasa ne olurdu diye sihirli değnek sorusu da ekleyelim.

Merakınız bol olsun, çevrenizde de bol bol meraklı insanlar olsun 🎈




59 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com