Search
  • minekobal

Lütfen biraz sessizlik

“Normal” tanımını yapmayı bugünlerde çok seviyoruz, oradan başlayalım o zaman. Beynimizin normal halinin kaos olduğunu yeni dönemde keşfediyoruz.

Bu uyanışı (biraz iddialı oldu, yine de bu cümleye yakıştığı için kalsın) otomatik pilotta günlerimiz çok yoğun geçerken deneyimlemek o çok kolay değildi. Her gün aynı saatte -bugüne göre 1-1,5 saat daha erken muhtemelen- kalmak, cep telefonundaki yeni mesajları kontrol etmek, kahve ve kahvaltı ritüelini yerine getirmek -yine kopyala yapıştır moda yeme akımları içinde farklılık gösterebilir-, işe gitmek, arka arkaya toplantı yapmak – arka planda başka bir rapor yetiştirerek tabii ki- sonra aynı yerlerde sağlıklı öğle yemeği yemek. ….. gibi uzayan bir liste. Tam şu anda yazması bu kadar zorlayıcı ve sıkıcı gelirken, yıllarca bu listeyi Truman Show tadında hepimiz yaşadık. Hatta dönüp tekrar yaşayacağımız günleri de sabırsızlıkla bekliyoruz - tabii ki sözüm meclisten dışarı 😉.


Dolayısıyla beynin normal hali, o koşturması bol kaos sahneleri ise bize pek de faydalı olmuyor. Beynimize ve sahip olduğumuz düşünme, seçme, ifade etme potansiyelimizle diyalog kurabilmek için boşluğa sessizliğe kendimizle baş başa kalmaya ihtiyacımız var. Ancak “sonuç odaklı” tanımının ardına sığınarak kendimizle yalnız kalmaktan kaçıyoruz. Şahane bir ikilemin ortasındayız, özetle.

Blaise Pascal bu durumu 1600’lü yıllarda, bu kadar uyaranın olmadığı bir dünyada gündeme getirmiş. “Bütün insanlığın mutsuzluğunun kaynağı yalnızca tek bir nedene dayanmaktadır ki bu, insanın bir odada kendi kendine, sakin bir şekilde oturmayı becerememesidir.”

Yıllar sonra Virgina ve Harvard üniversitelerinde bilim insanları bu iddianın doğruluğu için çalışmalarda benze çıktılarla karşılaşmıştır. Katılımcılar internet, müzik, kitap veya defter olmadan bir odada 6-15 dakika arası kalmayı rahatsız edici olarak tanımlamışlardır. Aynı testi evde uygulamaları istenen katılımcıların üçte biri de kendi kendine hile yaparak süreyi kısalttıklarını itiraf etmişlerdir. Sonrasında çalışmayı bir adım daha ileriye götürerek süreyi kısaltmak için katılımcılara elektrik şokuna maruz kalmak gibi bir alternatif sunulduğunda, katılımcıların neredeyse yarısı kendi kendine kalmamak için elektrik şokunu tercih etmiştir.

Çok sayıda referans alan bir araştırmada da aynı paralelde insanlık için acı veren bir sonucu ortaya koyuyor. İnsanların yoğunlaşma süresinin japon balıklarının gerisinde olduğunu söyleyen bu araştırma, biz 8 saniyede kalırken, japon balıkları -ki besin zincirinde çok daha aşağıdalar- 9 saniye gibi bir performans ortaya koyabilmişler.

Sonuç hepimiz zihinsel sağlığımızı yitirmek üzere bile olabiliriz, ancak odaklanma süremiz de pek olmadığı için sorun olmadan koşturmaya devam edebiliriz.


Herkes bir diğeri gibi olmuş, hiç kimse kendisi değil.

Martin Heidegger

Lütfen biraz sessizlik...

Hepimizin canı sıkılabilir, çok açık. Yalnızlığın Felsefesi kitabının yazarı Lars Svendsen can sıkıntısının insana esir olma hissini verdiğini söyler. Bir durum veya daha genel bir ifadeyle sınırları belli bir dünyanın içinde sıkışmış olarak kalmak, ki bu tanıma bugünlerde hepimiz kendimizi pek yakın bulabiliriz.


Peki ne yapalım?

Meraklı bir lensle deneyimlemeye çalıştığım sahne şöyle, bir şekilde bana iyi geldiği için yazmak istedim. Tavsiye vermekten nedense hala çok çekiniyorum, korkuma kredi vererek okuyun lütfen 🙏


İlk gerçeğim: Canım sıkılmasın diye ne kadar çok şey yaparsam o kadar çok canım sıkılıyor. Can sıkıntısının huzursuz halini de kabul ederek, o deneyimi yaşamak biraz oyuna dönüşebiliyor.


İkinci gerçeğim: Yalnız kalabilmeyi, sessizliği bir lüks olarak konumluyorum. Hiçbir şeyi yetiştirmek, yanıtlamak, anlatmak zorunluğu olmadan sessizliği deneyimlemek, yeni zenginlik tanımım olabilir.


Üçüncü gerçeğim: Sessizliğin dönüşünü de seviyorum. Geri döndüğümde daha dingin ruh hali bana, çevremdekilere ve ilişkilere daha iyi geliyor. Küçük molalar iyidir.

O zaman Depeche Mode ve “Enjoy the Silence” gelsin https://www.youtube.com/watch?v=aGSKrC7dGcY

Sessizliğin içinde merakınız daha da bol olsun🎈



149 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com