Search
  • minekobal

Gurmeliğin merakla ne ilişkisi var?

Gurme, Fransız kökenli bir sıfat olan 'gurman'dan geliyor. Gourmet, "lezzeti keşfetmiş, damak tadına sahip, yemekler, içecekler konusunda uzmanlık ölçüsünde bilgisi ve gelişmiş beğenisi olan kişi" kısaca ağzının tadını bilen kişi demek. Gurme olmanın bir çok koşulu var ama bence en önemli koşulu iflah olmaz derecede meraklı olmak çünkü bir yemeğin diğerlerinden daha lezzetli olduğunu veya bir şarabın diğerlerinden daha farklı koktuğunu anlayabilmek için çok fazla çeşidi tatmış olmak ve aralarında karşılaştırma yapabilmek gerekiyor.

Gurmelik doğuştan gelen bir yetenek değildir. Birçok kişi gurmeliği bir yaşam biçimi olarak heyecanla anlatır ve bunun için özel bir çaba sarf eder. Dünyanın neresinde olursanız olun insanları bağlayan ana konudur yemek. Yurtdışında tanımadığınız insanlar ile ilk tanışmada nasılsın, iyi misin, oralarda havalar nasıldan sonra sırada yemek ve içecek vardır. Sofraya oturduğumuz anda benim ülkemin peyniri şöyle, seninki böyle, siz az pişiriyorsunuz biz çok pişiriyoruz darken tatlı bir rekabet halinde sohbet ilerler ve hayattan mutluluk alarak tamamladığımız anlardan biri olur. Bu sohbetlerin hepsinde masada çok fazla bilgisi olan birisi hep vardır ve tüm masanın hayranca bakışlarını üzerine toplar. İşte bu kişi meraklı gurmedir.

Gurmeler neden meraklıdır ? Farklı tadların damağını ve burnunu geliştirdiğini bilir bu yüzden iyi yemek içecek nerede ise ona ulaşmak için uğraşır. Bir tabak yemek için saatlerce yol alır, akıl almaz paralar harcar ve sonunda elde ettiği mutluluğu tarif edemez.

Dünyanın her coğrafyası onun için keşif alanıdır. Tatil sadece yatmak, dinlenmek, bina gezmek değildir onun için. Tatil aslında yoğun iş hayatından sıyrılıp farklı öğrenimler kazanma zamanıdır. Meraklı Gurme için yemekten ziyade öğrenmeye açtır.

Farklı insanlar ile tanışmaya çok açıktır. Dünyanın bir ucundaki bir restoranda tanımadığı bir insan ile saatlerce sohbet eder, öğrendikçe sorar, sordukça merakı artar. Onu besleyen sadece fiziki yemek değildir, gurmeliğin iflah olmaz merakıdır.

Tatilleri veya keşif yolculukları öncesinde öyle bir ders çalışır ki gurme, kafasında tüm rotayı gezer daha gitmeden. Okurken bile oraya gittiğini hayal eder. Vardığında sanki daha önce buradaydım hissine kapılır. Gurmeler aktivisttir, dünyaya karşı mesajlarını yemek deneyimi üzerinden verebilirler. Yerel üretimi desteklemek, sürdürülebilirlik gibi duruşlarını temel tercihleriyle aktarırlar, hatta birçok insanı da aydınlatır, merak ettirir, peşlerinden sürüklerler. Mükemmel bir tad olmadığını, her zaman daha iyisi olabileceğini bilir ve aslında mükemmel tada ulaşma yolculuğundan keyif alır. Keskin ve köşeli değildir kararlarında, bilir ki her zaman minik bir müdahale ile yemeğin tadı farklılaşabilir. Her aşçının ayrı bir el ayarı vardır, bu imza ona özeldir. Farklılıkları kucaklar ve saygı duyar. Tada ulaşmak için öğrenmek gerektiğini bilir. Yemeği sadece son ürün olarak görmez. O yemeği oluşturan sosyo kültürel yapıyı, coğrafyayı, siyasi olayları, ekonomik bileşenleri, toprağın verimliliğini, ürün çeşitlerini, başka coğrafyalardan farklarını öğrenir. Yemeği sadece tek parça yemek olarak değerlendirmez. Başlangıçlar, ana yemeğin eşlikçileri, servis kalitesi, kullanılan mutfak malzemesi, pişirilen ekipman, baharat, şarap, yemek sonrası içilen içecekler, tatlılar, su ve maden suyu çeşitleri, yemeği tanımlayan yerel dildeki betimlemeler, kadeh kaldırılırken söylenenler, maliyet, mekanın mobilyası gibi yemeğin etrafındaki her şey gurmenin merak alanıdır. Yemek ne kadar büyük bir dünya ise içecekler de ayrı bir dünyadır meraklı gurme için. Dünyada yemek ile birlikte en büyük gurmelik alanı olan şarap deneyimi ise bir sonsuzluktur. Şarap üzerine konuşmak, kısmen objektif ama çoğunlukla subjektif ve deneyime bağlı yorumlar yapmak, koklamak, bağları gezmek, üreticiler ile sohbet etmek ve şarabı öğrenmek için eğitimler almak, tadımlara katılmak gurmenin merakının sonsuz sınırlarına yolculuğudur. Merakı en iyi anlatan nedir diye sorsanız kesinlikle yeme içme kültürüdür diyebilirim. Hatta gurmelere sorarsınız bu bir aşktır onlar için aynen Bernard Shaw’un şu sözünde olduğu gibi “Yemek aşkından daha samimi başka bir aşk düşünemiyorum”

Ünlü şairler, yazarlar bir masada toplanıp fikirlerini çatıştırıp yemeklerini karıştırırken kim bilir ne yaratıcı eserlerin ilk temelini attılar.

Sevdiğimiz dostlarımızla hafta sonu öğleden sonra buluşup yeme içme eşliğinde ettiğimiz güzel sohbetler aslında hafta içindeki yoğun hayatımızın enerjisi değil mi? O güzel sohbetlerde arkadaşlarımızdan öğrendiklerimiz bizi belki de heyecanlandırıp başka yolculuklara sürüklüyor.

Evlilik teklifi yapılan restoranı, yıldönümünde içilen şarabı, uzak diyarların birinde gecenin bir saatinde önümüze çıkan salaş balıkçıdaki mezeyi, sahilde yediğimiz süt mısırın sohbetini, o güzel dondurmayı yiyebilmek için 30 dakika kuyruk bekleyişimizi hiç unutabilir miyiz?

Annemizin küçükken okul sonrası ısıttığı o basit salçalı tostun kokusunu hatırlamayan var mı?

Sosyal medyada paylaşılan resimlerin çoğunun teması yediğimiz yemek, içtiğimiz kahve ve dostlarımız ile beraber olmak.

İnsanlar deneyimler yaşar, hatırlar ve öğrenir. Paulo Coelho’nun dediği gibi “Yemek yapmak. Sanatların en güzeli ve kusursuzudur. Beş duyumuzu birden harekete geçirir, hatta bir duyumuzu daha uyandırır: elimizden geleni ortaya koyma ihtiyacımızı. En sevdiğim tedavi budur”

Yaşamak için en temek ihtiyaçlarımızdan biri olan yeme ve içmeyi çok basit bir hale getirmek de, ondan büyük keyifler çıkarmak da bizim elimizde. Gurme olmak illa ki çok para harcamak değildir. Zaman harcamak, öğrenmeye çalışmak, merak etmektir.Bu yaşam ihtiyacını basit bir enerji gerekliliği olarak değil de keyif alıp öğrenerek yaşamaya çalışmak hayatımızın kalitesini kesinlikle yukarıya taşıyacaktır. 


Fatih Yedikardeş


0 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com