Search
  • minekobal

En meraklı hayvan ya kedi değilse...

Merakı günümüzün süper gücü olmazsa olmaz yetkinliği olarak konumlamaya çalışırken, tarih boyunca ne kadar çok inanç tarafından neredeyse lanetlendiğini hatırlayabiliriz. Dogmaların hakim olduğu dönemlerde, statükoyu sorgulayan merak bir tehdit unsuru olarak görülürken, bugün ise merakı teknolojinin geometrik büyümesi karşısında kalkanımız olarak baş köşeye alıyoruz. Yine de rahatımızı kaçıran merakın her zaman o kadar da coşkuyla karşılanmadığını biliyoruz. Buna rağmen merak etmenin o cezbeden huzursuzluğu her şeye rağmen bir yeni soruyu daha masaya getirmekte ısrarlı olabiliyor. Hatta iyi ki inatla ısrarcı oluyor, çünkü bilimdeki tüm gelişmelerin ardında o meraklı sorular var.


Biraz tarihten ilham alabiliriz...

16.yy'dan başlayalım ve İtalya'dayız. Hakim Skolastik düşünce, eğer o konu Aristotales tarafından açıklanmadıysa orta çağ kilisesi de araştırmaya gerek olmadığını iddia ediyordu. Della Porta ise o dönemde Aristotales’in bayrağını alarak merakla sorular soracak bilim insanlarını bir araya getiren bir platformu “Academia Secretorum Naturae” adıyla hayata geçirdi. İşin içinde biraz gizem olmakla birlikte, platforma kabul edilen üyelerin doğa bilimlerine ilişkin bir çalışması olmasını ön koşul olarak tanımlanmıştı. Böylece yeni sorularla, ne kadar küçük bir detaya ilişkin olduğundan bağımsız yeni büyük keşiflerin önü açılmıştı.


Biraz daha tarihte ilerleyelim, 17.yy’da Federico Cesi tarafından Roma’da kurulan bilim topluluğu Vaşaklar Akademisi'ndeyiz şimdi. Della Porta’nın “Magiae Naturalis” isimli kitabında doğaya ilişkin çalışmalarda yapılan incelemeler için vaşak metaforunu kullanmış olması yeni bilimsel topluluğa ilham vermişti. Vaşaklara atfedilen özellik önlerinde gördüklerinin daha derinine ve ardındakilere bakabilmeleri bilim insanlarının meraklarına yanıt olmuştu. Doğa olaylarının tetikleyicilerini anlamak için vaşaklardan esinlenerek oluşuma adını da verimişti "Accademia dei Lincei". (Vaşaklar da kedigillerden, ancak tanıdığımız kedilerden daha meraklılar notuyla başlığı da havada bırakmadık.)


Vaşaklar Akademisi'nin ülkenin resmi bilim akademisi olmasıyla birlikte bol bol hikaye biriktirecek seyahatler, müslüman dünyayı anlamak onların kaldığı yerden devam edebilmek için Arapça öğrenme süreci ve dinden uzaklaşarak bilimi merkeze alan konular devam eden nesillere örnek olmaya başlamıştı. Akademinin ünlü üyeleri arasında merakının başına açtığı dertleri çok iyi bildiğimiz Galileo da yer alır. Sonrasında siyasi oluşumlar ve güçlenen faşist yaklaşımlar nedeniyle özerk varlığı sekteye uğrasa da sonrasında yeniden kurulmuş ve bilimin gelişmesi adına cesur adımlar atarak bilginin özgürleşmesinde rol oynamıştır.


Şimdi o dönem koşullarını hayal gücümüz izin verdiğince canlandırmaya çalışalım. Merak ediyorsunuz, doğaya ve dünyanın farklı yerlerine ilişkin çok sorularınız var. Bu bilgilere ulaşabilmeniz için seyahat etmeniz ve araştırmalar yapmanız gerekecek ve işin finansal boyutuna çarptığınız yere geliyoruz böylece. Eğer sponsorluğunuzu üstlenen bir üniversite yoksa dönemin zengin aileleri veya koruyucu bir hamiye sahip olmak gerekecek. Asillerin zamanını daha çok savaşlar ve toprak alıyordu, çünkü gücün kaynağı öyle tanımlanmıştı. Merak ve bilim gibi bir gündem maddeleri yoktu. Belki icatların potansiyel ekonomik değerlerini öngörebilselerdi daha erken dönemlerde de kaynak ayırabilirlerdi, diye varsayabiliriz. 17.yüzyıl ile birlikte sanat için ayrılan bütçelerden bilimin de pay almaya başlaması gelişimi hızlandıran bir unsur oldu. Peki bunun somut göstergesi ne ola ki diye sorarsınız ilk aklımıza gelen yanıt “müze” olabilir.

Asil ve burjuva ailelerin saraylardaki zenginliğe imrenmeleri belki de başlangıç noktası olmuş. Dünya üzerinde insan dışında hiçbir varlığın ihtiyacından fazlasını biriktirmek gibi bir meselesi olmadığını biliyoruz. Ancak insanların keşif tanımı o dönemin dinamikleri çerçevesinde sömürgeciliğe yakın bir yerde olduğu için, farklı kültürlerin zenginliklerini almak ve sergilemek farklı bir rekabet anlamı da kazanmıştı.Sonuç olarak birçok meraklı ve maceraperest insan zenginleşme heyecanı ile uzun seyahatlere çıkmaya başladı. Böylece mücevherler, değerli taşlar, jeolojik parçalar, deniz canlıları, başka uygarlıklara ait eşyalar, elbiseler, kitaplar, kurutulmuş hayvanlar, egzotik hayvanların boynuzları ve dişleri kabine odalarında sergilenmeye başladı. Bu Kabine Odaları ya da diğer adıyla Harika Odalar (Wunderkammer), insanların bilmediği kültürlere ve zenginliğine yönelik meraklarının ilk kez fiziki tezahürü olarak görülebilir. Rahatlıkla tahmin edileceği gibi bu minyatür dünyaların kapsamı asil ve burjuva aileler arasında bir yarışa dönüştü, sonrasında da aynı anlayış müzeler için bir başlangıç oldu.

Bu durumu biraz daha geniş bir perspektifle okuduğumuzda amacı ne olursa olsun daha çok insan keşif merakıyla yola çıkmaya başladı. Merakı tetikleyecek birkaç soru daha fazlasını keşfetmek için insanları yola çıkarıyordu ve bir anlamda boşluk teorisi çalışıyordu. Hatırlayalım Löwenstein'ın tanımını, merak etmek için biraz da olsa bilgiye ihtiyacımız var. Hiç bilmiyorsak merak etmiyoruz, çok biliyorsak yine sonuç değişmiyor, soru sormak yerine yanıt vermeye çalışıyoruz. Biraz bilmek, sonrasında ikinci ve üçüncü soruları sormak merakın aksiyona dönüşmesini sağlıyor.

Aynı dönemde yaşayan Thomas Hobbes’dan merak tanımını alırsak; “Merak insanlığı tamamlayan özelliktir. Nedenleri anlamaya "merak" denir ve bu yetenek hiç bir canlıda bulunmaz. Böylece insanı diğer canlılardan sadece aklıyla değil bu eşsiz tutkusu ile de ayırır”

Foucault ise önceki yıllara gönderme yaptığı merak savunmasında şu ifadeleri kullanır: “Merak sırasıyla Hristiyanlık, felsefe ve hatta bilim anlayışı tarafından yaftalanan bir ahlaksızlık olarak görülmüştür. Merak ilgili ve arzuyu çağrıştıran boşa bir uğraş olarak tanımlanmıştır. Aslında bilim açısından baktığımızda merak tam anlamıyla ANLAMAK ihtiyacıdır. Doymayan bilginin tatmin edilmesi için verilen tepkidir. Anlamaya çalıştığımız evreni kontrol altına almak için kendimize sorduğumuz her şeydir merak. Aslında var olmak, hükmetmek için verdiğimiz en temel tepkidir.”

Son olarak da Francis Bacon’un tanımı üzerinde düşünebiliriz “Merak bilgi ve gücün motorudur”

Peki 16. ve 17. yüzyıllardan bugüne geldiğimizde biraz üzerinde düşünmeyi hak edecek sorularımız neler olabilir?

  • Hangi fırtınalarda hayatta kalmaya çalışacağını ve hatta sonrasında nereye varacaklarını bilmeden çok az bir bilgiyle yola çıkan insanlardan nasıl ilham alabiliriz?

  • Bilime ve araştırmaya değer vermeye başlayan sponsorların hangi soruları bize iyi gelebilir?

  • Bugünün liderleri nasıl yeni Vaşaklar Akademilerini yaratabilir?


Teknoloji ve bilgi çağının ötesinde yapay zeka ile insanı birlikte nasıl anlamlandırırız sorusunu tartıştığımız bugünlerde geçmiş yüzyıllardan ilhamla aklımıza gelen birkaç meraklı öneri;

  • Dönemin burjuvaları bilimin en az savaşlar ve toprak kadar etkili olacağını görerek kaynak yönetimini yeniden şekilendirmeye başladıysa, bugün kopyala, yapıştır yanıtlar yerine, soru soran altta yatan gerçek derdi anlamaya çalışan liderlere ihtiyacımız var. "Meseleyi" iyi tanımladığımızda, yolda tabii ki değişebilir, işin de renkli kısmı da tam burası, yola çıkmış oluyoruz. Ancak mesele ilk karşımıza çıkan okur yazarlık kadar naif olmayacaktır. Tüm paydaşların dünyasını anlamaya çalışan, zihniyet dönüşümünü hedefleyen meraklı liderler bayrağı taşıyacaktır.

  • Dogmaları ortadan kaldırmak merakın önünü açacaktır. Kurumların hafızalarındaki “biz bunu böyle yaparız”, “bunu daha önce de denedik” gibi kalıplar, hatta somut tek bir doğru yanıt arayışı merakın büyümesini sabote edecektir. Meraklı liderler etki alanlarını otonomi için alan yaratmak için kullanır. Bunu yaparken de şeffaflıkla güven yaratır.

  • Bugünün meseleleri tek bir disiplin için çok büyük. İş birliğine ve diyaloga ihtiyacımız var. Meraklı liderler farklılıkları büyütür, tolere edilebilir dozda çatışma ortamı yaratır ve iş birliğini destekler.

  • Geçmiş yüzyıllarda ne kadar çok kayıp hikayesi vardır. Sonrasında biz sadece kazananların hikayelerini okuyoruz, öğreniyoruz ve birbirimize anlatıyoruz, ne de olsa. Meraklı liderler deneyselliğe kredi açar ve yoldaki kayıplar öğrenme sürecinin gerekliliği olarak görür.


Merakımız ve cesaretimiz bol olsun 🎈



70 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com