Search
  • minekobal

En meraklı üstat: Da Vinci

“Hayata doymak bilmez bir merakla yaklaş ve

kesintisiz öğrenmek için sürekli arayış içinde ol”

Da Vinci


“1452 yılında Vinci kasabasının yakınlarında evlilik dışı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Leonardo’nun bu nedenle sonrasında resmi bir eğitim alması mümkün olmadı” notuyla giriş yapalım. Da Vinci’yi tanımlarken neredeyse adını söyleyebildiğimiz bir çok alanı kapsayabiliyoruz; o bir sanatçı, filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, matematikçi, jeolog, yazar, müzisyen gibi uzun bir liste ile devam edebiliyoruz. Biraz daha somutlaştırıp canlandırabilmek için;

  • Müziğe ilgi duyduğunda hemen lir çalmaya çalışmasından

  • Kopernik’ten 40 yıl önce güneşin hareket etmediğini ve dünyanın evrenin merkezi olmadığını not etmesinden

  • Gallileo’dan 60 yıl önce gök cisimlerini incelemek için iri bir büyüteç kullanılmasını önermesinden

  • Newton’dan 200 yıl önce “her ağırlık mümkün olan en kısa yoldan merkeze doğru düşme eğilimindedir ve dünya yuvarlak olmak zorundadır” diye yazmasından

  • Darwin’den 400 yıl önce “insanlar tesadüfi durumlar dışında hayvanlardan farklı değildir” diyerek, insanlar ve maymunları aynı kategoride incelemiş olmasından bahsedebiliriz.

Walter Isaacson, Leonardo da Vinci adlı biyografisinde, Da Vinci’nin “bilgiyi yayınlamaktansa keşfetmekle daha çok ilgilendiğini” söyler.


“Kendisi için bir alim veya tarihin ilerlemesinin bir parçası olmak için halka açık bir isim yapma arzusundan ziyade, kendi iyiliği ve mutluluğu için bilgi biriktirmek istedi”

W. Isaacson


Hayata meraklı bir gözle bakmak devamında yanıtını ne ölçüde bulduğundan bağımsız bir çok soruyu getirmekteydi.

  • Neden deniz kenarında bulunan deniz kabukları dağların tepesinde de bulunuyor?

  • Neden yıldırımın yol almak için zamana ihtiyacı varken, meydana gelir gelmez gözle görünür hale geliyor?

  • Bir kuş nasıl kendini havada tutabiliyor?

Kahkaha atmamızın sebeplerini, yıldızların neden akşam gözle görülürken sabah yok olduğunu, suyun havadan farkını, açlığın, esnemenin, susamanın kaynağını, hapşırma eyleminin nasıl gerçekleştiğini çocuk merakıyla anlamaya çalıştığını biliyoruz. Soruların yanıtını aldıkça, “Neden?” diye sorarak daha derinde neler olduğunu da anlamaya çalışıyordu.

Bununla birlikte Da Vinci’nin disiplinler arası dahice merakının her zaman kesin sonuca ulaşmadığını da biliyoruz. Merakın en acı yan etkilerinden birini üstat da yaşıyordu. Fakat bu yarım kalan sorular onun dünyasında yeni kapılar da açıyordu, başka bir maceraya başlıyordu. Çok geniş bir alanda bilgi sahibi olması “boşluk teorisini” tetikliyor ve yeni sorularla devam ediyordu. İnsan vücudunu incelerken ona ilham veren hareketi defterine yazarken bir anda bu hareket ile aslında nasıl bir silah yapılacağını düşünüyor ve silah imalatına geçiyordu.


”Cesur olup gerçeğin peşine düşmeliyiz, onu bulmayı başaramasak bile, en azından ona şu anda olduğumuzdan daha yakın oluruz.”

Galen


Da Vinci’nin nefis bir alışkanlığı vardı, düzenli not almak. 35 yaşından sonra yanında her zaman not defteri ile dolaştığını biliyoruz, gözlemlediklerini, sonrasında aklına gelen soruları yazdığı not defterlerinin 15.000 sayfa olduğu tahmin diliyor ve 6.500 sayfa kadarı da günümüze ulaşmış durumda. Konu üstat olunca paylaşabilecek merakının genişliğini ortaya koyacak çok veri de oluyor.

  • Otuzdan fazla kadavra inceledi ve gözlemlerini 200 resim ile görselleştirdi.

  • Bir çok icadın sahibi olmasa da ilk çizimlerini yapan Üstad bisiklet, denizaltı, zırhlı tank, makineli tüfek, paraşüt, robot şövalye, helikopterin tasarımını yaptı.

  • 1502’de II.Beyazıt’a Haliç köprüsü için sunduğu proje kabul edilmedi ve köprünün çok benzeri Norveç’te yapıldı.

Bugün ondan geriye kalan 6.500 sayfayı aşkın not kağıtlarında farklı disiplinler arasında nasıl uyumla gezindiğini, ortak temaları nasıl gruplandığını görebiliyoruz. Ve üstadın dehasına bir kez daha kendimizce hayran oluyoruz.


Not defterlerinden biraz daha devam edelim. Ölümünün 500.yılında NPR yazarı Robert Krulwich Da Vinci’nin not defterindeki yapılacak işler listesinden maddeleri paylaşmıştı. Oradan bir kaç satır merak ederseniz…

  • (Hesapla) Milan’ın ve mahallelerinin ölçülmesi

  • (Bul] Cordusio yolunda bulunan kitapçıda olması gereken, Milan’ı ve kiliselerini anlatan kitap

  • Bir Floransalı tüccar olan Benedetto Potinati’ye, Flanders’te buzda gitmenin ne anlama geldiğini sor


Da Vinci ruhunun dinamosu devamlı olarak öğrenme arayışında olmaktır. Bunun için hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merakımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir. Leonardo bu konuda ”Tıpkı demirin kullanılmama nedeniyle pas tutması ve durgun suyun kokuşması veya soğuğun buza dönüşmesi gibi, kullanılmadığı sürece zekamız ziyan olur.” demiştir.


“En asil zevk, anlamanın sevincidir”

Da Vinci


Bir insanı anlayabilmek için onun düşünce yapısını da anlamak gerekir. Leonardo’nun tüm arayışlarının arka planında aslında tek bir fantastik düşünce vardı:

“Bütün doğal olaylar birbirine bağlıdır ve hepsinin özel bir davranış biçimi vardır. Aynı bir nehrin damlacıkların toplamından oluşması gibi, bu damlacıkların her biri de parçacıklar tarafından oluşturulmuştur. Bütün bu parçacıkların içinde de daha küçük damlacıklar yer almaktadır ve bu sonsuzluğa kadar böyle gider. Yani bu demektir ki makro evren, mikro evrenin yansımasıdır. İnsan ise evrenin yansımasıdır.


Yazar Michael Gelb, “Öğrenme ve yaratıcılık konusunda neredeyse sınırsız bir potansiyele sahipsiniz.” diyerek tarihin en büyük düşünürlerinden Leonardo da Vinci’den örnekler sunarak içimizdeki potansiyeli en üst seviyeye çıkarma konusundaki fikirlerini paylaşıyor. Gelb, da Vinci gibi düşünmenin içimizdeki gizli kalmış yetenekleri ortaya çıkarabileceğini, zihinlerimizi genişletebileceğini ve düşündüğümüzden çok daha fazlasını başarmamızı sağlayabileceğini söylüyor. Gelb’in How to Think Like Leonardo da Vinci (Leonardo da Vinci gibi Düşünmek) adlı kitabı ve devamında yine aynı yedi ilkenin aksiyon öğrenme notlarını paylaştığı Da Vinci Gibi Düşünmek - Çalışma Kitabı iyi bir referans olabilir. Bu noktada küçük bir giriş olması adına merak ile başlayan yedi ilkeyi aşağıda görebilirsiniz.


  1. Curiosita (Merak)

  2. Dimastrazione (İspat)

  3. Sensazione (Hissetme)

  4. Sfumato (Pus) Belirsizliği Kucaklama

  5. Arte/Scienza (Bilim & Sanat)

  6. Corporalita (Vücudi Olma)

  7. Connessione (İlişkilendirme)

Merak perspektifi ile üstaddan alabileceğimiz derslere yönelik bize de sıcak gelen birkaç not isterseniz, buyrunuz…

  • Her gördüğüne aslında detaylı olarak bak, altından farklı bir fayda çıkacaktır

  • Not al, bugün yazdığın yarın başka bir kapıyı açacaktır

  • Asla pes etme, bugün varamadığın sonuç başka bir konunun başlangıcı olabilir.


Merakın sorgulayan yanının çoğu zaman dogmaların, otoritenin karşısında olduğunu biliyoruz. Bugün merakı en anarşist güdü olarak tanımlarken Da Vinci de yaşadığı dönemde bunun sancılarını çekmişti. Merakı onu daha çok okumaya, araştırmaya sürüklerken, bilgiye ulaşmak adına risk almaya da teşvik ediyordu. Otuzdan fazla kadavra ile çalıştığını paylaşmıştık, bunun için sınırlarını zorladığı resmi olmayan yolları da hayal edebiliriz belki. Dönemin otoritesinden kendine güvenli bir alan yaratabilmek için notlarını şifreleyerek yazıyordu, sadece aynadaki yansımasıyla okunabiliyordu, mesela. Yüzyıllar sonra “Da Vinci’nin Şifresi” için Dan Brown’a ilham verecek malzemeyi merakıyla cömertçe sunmuştu.

Merakının bedeli duygusal dünyasına da yansımış olabilir, bu noktada varsayım dozumuzu kaçırmış olabiliriz. Ancak kendisi ile ilgili neler biliyoruz sorusuyla devam edersek “sıradan” olarak tanımlayabileceği insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyordu. Sosyal yönünün zayıf ve korkularla dolu bir hali olması birçok bilim insanında da gördüğümüz bir durum aslında. Madalyonun arka yüzü de tüm renkli ve meraklı tabloya dahil.


"Hiçbir şey tanınmadan sevilemez. Ve tanımadan hiçbir şeyden nefret edilemez.”

Da Vinci


Merakıyla birlikte beslenen isyankar tavrı ve formal eğitim sürecine dahil olmaması klasik eserlerden de uzak kaldığını gösteriyor. Ancak döneminin akademisyenleri kendisine bu durumla ilgili biraz da alaycı bir tavır sergilediğinde üstadın yaklaşımını merak ederseniz: “Tabiatın eserleri yerine klasikleri inceleyenler, tabiatın öz değil üvey çocuklarıdır. Tabiat bütün iyi yazarların anasıdır. Belki iyi yazarlardan alıntı yapamıyorum ama benim dayanağım da hocaların hocası olan deneyimdir.”


Merakının sonucunda ulaştığı sonuçları matematik ile somutlaştırmaya çok önem veriyordu. Kendisinden 1800 yıl önceki Yunan Filozofları ve 100 yıl sonra yaşayan Galileo gibi Matematiğin evreni anlayabilmenin en somut hali olduğunu iddia ediyordu. Bu da bize şunu gösteriyor ki insanlığın hangi dönemi olursa olsun; soyut bir his ile başlayan merak somut bir denklem ile nihayete erdiğinde meraklı huzura eriyor.


"Çizdiğim her resim kendi yaşamıma sorduğum bir soruydu.”

Da Vinci


“Ne kadar kişisel, o kadar evrensel” ifadesini büyüten bu sözüyle Da Vinci her eserinde kendi içi diyalogunu yansıttığını da söylüyordu. Öğrenme tutkusunun insanlık ile aynı yaşta olduğundan yola çıkarak, merakın da başlangıç noktası olduğuna inanıyoruz.


Referanslarımız Platon ve Aristotateles, onlar da bilim ve felsefenin merak ile başladığını söylemişler. Hayatın dinamiklerini bilim ile keşfetmeye çalışırken, ruhumuzdan gelen soruları felsefe, sanat ile anlamlandırmaya çalışıyoruz. Kendisinden sonra gelen Galileo, Darwin, Kopernik, Curie gibi bilim insanlarına ilham veren Da Vinci’nin mesajı merakın günah olarak görülmekten çıkarılıp, bilimi ve sanatı zenginleştirmek, anlam yaratmak yolunda başlangıç noktası olarak görülme cesareti olduğunu söyleyebiliriz. Merak konu olduğunda üstadın her zaman ilk sırada referans olarak yer alacağına inanıyoruz


“Anlayamadığım şeylerin cevaplarını arayarak kırsal alanda dolaştım. Genellikle denizde bulunan mercan ve bitkilerin ve deniz yosununun izleriyle birlikte dağların tepelerinde kabukları vardı. Neden gök gürültüsü ona neden olan sebeplerden daha uzun sürüyor ve neden hemen oluşumunda yıldırım göze görünür hale gelirken gök gürültüsü seyahat etmek için zamana ihtiyaç duyar? Taşın çarptığı yerin etrafındaki çeşitli su dalgalarının nasıl oluştuğu ve kuşun neden havada kendini koruduğu. Bu sorular ve diğer garip fenomenler düşüncelerimi hayatım boyunca meşgul ediyor.”

Da Vinci


Yazımıza doğumu ile ile başladık, son günlerine giderek, ölüme nasıl yaklaştığı ile notlarımızı tamamlayabiliriz. Da Vinci öldüğünde 67 yaşındaydı…

“Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasıl ölmekte olduğumu gördüm.”

Da Vinci

Merakımız ve yaşama sevincimiz bol olsun🎈



101 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com