Search
  • minekobal

Daha meraklı bir kültür olsa...

Önce başlıktaki gizli kelimelerle sektör ve kurum DNA’sından başlayalım.


Soru 1: Her sektörün aynı düzeyde meraka ihtiyacı var mı?

Ya da merak kelimesini yaratıcılık, büyüme veya bağlılık ile değiştirerek aynı soruyu tekrarlayabiliriz.


İlk olası yanıt: Sık duymaya alıştığımız Endüstri 4.0 ile birlikte “siz kendinizi yıkmazsanız, daha sade ve daha çevik olmazsanız sizi rekabet ve yeni oyun kuralları bir şekilde yıkacak” ifadesi olabilir. “Dijital Dönüşüm reçeteleri” ilk basamak tedavisi olarak karşımıza gelebilir. Tehlike nerede derseniz; tüm bu cümleleri “bizim sektörümüz/ bizim kurumumuz için ne ifade ediyor” filtresi ile okuyamadığımızda, havalı yeni nesil başlıkların altında kopyala yapıştır ezberlediğimiz cümlelerle baş başa kalabiliriz.


Her sektörü bir patlama bekliyor burada yeni bir haber yok, bununla birlikte patlamanın zamanlaması ve boyutu değişiklik gösterecektir. Eğer çok sayıda son kullanıcıya hizmet veren ve digital çözümleri iş yapış modeli olarak tanımlayan bir sektördeyseniz patlamanın neredeyse merkezindesiniz. Online ticaret, perakende, finans gibi sektörlerde bu değişim uzun zamandır gündeminizin ilk sıralarında. Regulasyonların yoğun olduğu alıcı sayısının çok daha düşük ya da devlet olduğu sektörler bugüne kadar daha korunaklı olarak gelebildiler, sağlık sektörü gibi. Ya da doğası gereği ağır bir üretim söz konusu ise yine daha az şiddetli bir patlama onları beklemekte; doğal kaynaklar, maden veya inşaat gibi…


Biraz daha derinleşmeye başladığımızda gelecek ikinci yanıt: Sektör dinamikleri ağırlaştıkça trend dalgaları da daha yavaş gelebilir ancak tsunami gibi geldiğinde yine çok güçlü olacaktır. Yeni kurulan bir start-up zaten merak üzerine inşa edilmiştir. Onun meraktan uzak kalabilmek gibi bir olasılığı zaten yok, kabul. Bununla birilikte yaklaşık 100 yaşında bir ağır sanayi şirketinin de merakı büyütmeye çok ihtiyacı var, sadece sorulacak soruların farklılaşmasıyla

  • 10 yıl- 25 yıl - 50 yıl veya ikinci asırda var olabilmek için neye ihtiyacı var?

  • Sürdürülebilirlik için daha farklı ne yapılabilir?

  • Farklı sektörlerle nasıl bir işbirliği yapılabilir?

  • İş yapış modelleri nasıl farklılaşabilir?


Bu noktada hala benim sektörüme bu dijitalleşme ve dönüşüm hikayeleri uzak diyenleri kenara davet edip, küçük bir soru soruyoruz. “Yeni nesil çalışanlardan nasıl kaçmayı planlıyorsunuz?” Dalga dalga geliyorlar, 50 yıl öncesinin iş modellerini veya yönetici- çalışan ilişkisini de anlamlandıramamak konusunda da iyi bir ısrarları var. “Yap” denilen işleri zinhar yapmıyorlar, nedenini iyice anlamadan, sorularına yanıt bulmadan emek harcamıyorlar. Merak sadece dijital okur yazarlık anlamına gelmiyor, duygusal çeviklik, liderlik ve kurum kültürünü de yeniden tanımlıyor. Ne yapacağını hatta nasıl yapabileceğini çok iyi bilen şirketler uygulama aşamasında duvara çarpabiliyorlar. Yine değişim yönetimi eğitimlerin olmazsa olmaz giriş slaytı paslanmış Kodak tabelasından örnek vermeden geçmemiş olalım.


Soru 2: Merak kültürü olan bir kurumu nasıl tanırız?



Bu resmi bu başlıkla nasıl ilişkilendirmiş olabiliriz?


İlk aklınıza ne geldi diye sorabiliriz. Ya da hangi soruları sordunuz? Neleri merak ettiniz?

Merak kültürü olan bir şirketteyseniz oradaki iklim bol bol soru soracaktır.

  • Hangi ressam yapmış?

  • Hangi yıllarda bu eseri tamamlamış?

  • Bu eserde kimler var?

  • Bulundukları pozisyonlar ne ifade ediyor?

  • Eser şu anda nerede?

Siz bir soru sorduğunuzda diğerleri de farklı farklı sorularla derinleşmenizi sağlayacaktır. Her zaman tam oldu diyememenin tatminsizliği pakete dahil olacaktır, ancak kendinizi gerçekten ait hissedeceğiniz bir vahada olmanın huzuru eş zamanlı orada olacaktır.


Merakı köpürtecek ipuçlarına devam edelim isterseniz. Önce popüler bir ressamın içinde bir hikaye barındıran resmini seçin mesela Picasso’nun en politik eseri kabul edilen Guernica. Önce kendiniz bu resmin hikayesini, ressamını biraz inceleyin. Uzun sürecek bir fikir yaratma toplantısı öncesinde vizyon katacak iyi bir öneri olabilir.


Tablo ile ilgili meraklısına küçük bir anektod

Katıldığı bir sergide Alman bir general Picasso’ya yaklaşır ve sorar;

''Bu tabloyu siz mi yaptınız''

Picasso’nun yanıtı ise ''Hayır, siz yaptınız'' olur.


Merak kültürü olan bir kurumu nasıl tanımlarız sorusu için de bir kaç yanıt önerimiz;


  • Kurumların diyaloglardan oluştuğunu hatırlamak için iyi bir yerdeyiz. Merak kültürü olan bir kurumda diyaloglarda bol bol “Neden?” sorusunu duyabiliriz. Bu kurum içindeki görüşmelerde de farklı departmanların birbirinin işine biraz daha karışarak “Böyle olsa nasıl olurdu?” tadında da olabilirken, müşteri ile her temas noktasında “müşteri hakkında ne bildiğimizi”, “müşterinin bizimle ilgili ne bildiğini” anlamaya çalışma olarak da duyabiliriz.

  • Sahici diyaloglar çok yönlü olarak çalışır. Merkez ofis yukarıda, saha da aşağıda değildir. Merkezden sahaya inilmez mesela. Kişiler güçlerini pozisyonlarından almazlar, bilgilerinden, bakış açılarından, bilgeliklerinden alırlar.

  • Başarsızlık sahneleri bedeli ödenmiş öğrenme fırsatı olarak değerlendirilir, kişiselleştirilmeden cesaretle paylaşılır.

  • “Mükemmellik” artık herkesin uzak durduğu bir kelime olmuştur. Altı ay önce herkesin beğendiği nefis bir rapor, şimdi gözünüze pek sıradan görünüyorsa doğru yoldasınız.

  • Yöneticim beni ne yapsam beğenmiyor, bana güvenmiyor gibi cümleler kurumdan uzak kalmıştır. Yöneticinin kim olduğundan bağımsız birlikte zorlanıyorsanız, ancak bu durumdan bir şekilde keyif de alıyorsanız, merakınızı dolu dolu yaşıyorsunuz.

  • Çalışanların iş dışında farklı ilgi alanları vardır, bir şekilde bu ilgi alanlarınını işe bakış açısına da yansıtırlar.

  • Bir arada olduğunuz sahnelerde (burası ofis olabilir, bir müzenin bahçesi olabilir veya bir seyahat olabilir) gülen yüzler ve yüksek enerji vardır.


Soru 3: Merak kültürü nasıl yaratılır?

Bu soru zor bir soru öncelikle hemfikir olmayı önereceğimiz cümle burası. Her şirket bir start-up merakına sahip olamayacak, bunu da kabul ediyoruz. Şirketin kurucusundan beslenen kurumun DNA’sında merakın ne ölçüde var olabildiği çok kritik. Ancak iddiamız her şirket şu anda olduğundan daha meraklı olabilir. Daha meraklı olmayı cesaretlendirebilir, rol modellerini büyütebilir.


  • İşe alımdan başlayabiliriz. Daha meraklı kişileri, öğrenme çevikliği daha yüksek kişileri işe alarak kurum içindeki meraklı kişi sayısını artırmak iyi gelebilir. Mülakat ve iş performansı arasındaki korelasyon hiç iç açıcı olmasa da en sevdiğimiz araçlardan biri, dolayısıyla adaylara bugünlerde neyi merak ettiklerini sorarak fark yaratabilirsiniz.

  • Sonra toplantı kültürünü de baştan daha meraklı şekilde yaratabiliriz. Zamanlaması, katılımcıları ve bir kaç kuralla yaşatabiliriz de. Kurallar iyidir, meraklı olmak da bir disiplin işidir nede olsa…Mesala her toplantıyı meraklı bir soru ile açsanız, verim toplantılarında performansı masada olan kişi meraklı bir soru sorsa, daha renkli ve iz bırakan toplantı hikayeleriniz olabilir.

  • Yüksek performansı kültürün temel elementi olarak konumlandırabiliriz. Hatalara gösterilen tolerans veya performans değerlendirme kriterlerinin merak düzeyini öne çıkartacak şekilde revize edilmesi gündeme gelebilir. Hala performans değerlendirme sistemi olmazsa olmaz mı, bu da üzerinde tartışacağımız bir konu.

  • Bağlılık eşittir verimlilik denklemi size de yakın geliyorsa, liderlerin daha merakla iletişim kurması. Takım içinde merakla açık iletişimin büyütülmesi öğrenilebilecek/ gelişebilecek bir beceri olacaktır.

  • Geri bildirim eğitimlerini merak perspektif ile yeniden değerlendirebiliriz. Geçmişteki geri bildirim cümlelerinin önemli bir kısmını ileri bildirimle değiştirebiliriz. Elimizi bulaştırmışken “ileri düşmek” kavramını da bol bol kullanabiliriz.

  • Merak ile motivasyon kavramını tekrar çalışabiliriz. Yönetici çalışanı motive edemeyeceğine göre, merak nasıl güçlü bir araca dönüşebilir?

  • Karar alma süreçleri nasıl çalışıyor? Azınlıktaki fikirlerin başına neler geliyor? Çatışmalar nasıl yönetiliyor? Sonrasında hayat eskisi gibi devam ediyor mu? Bu sorulardan “çeviklik” kavramına hızla gelebiliyorsanız, çeviklik zihniyetini nasıl tanımlıyorsunuz ve burada merak ile ilişkisini nasıl konumlandırıyorsunuz?

  • Son olarak da merakın önündeki engelleri ne ölçüde biliyoruz? Korkularımızı ne ölçüde tanıyoruz? Bilmenin ötesinde ne yapıyoruz?

Devam eden merak yazılarımızda bu başlıkları tartışacağız. Kültür bir çıktı olduğuna göre aceleye gelmez…


Merakınız bol olsun, merakınızla birbirinizi büyüten bir kültür inşa edin 🎈




48 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com