Search
  • minekobal

Bilmiyorum diyebilmenin dayanılmaz zorluğu 🎈

Yaşadığımız tarihsel gelişim şunu net olarak gösterdi ki Özgür düşünce olan ortamda fikir filizleniyor ve insanlık gelişiyor. Peki ya insanlık için bu kadar kolay yargıya varabilirken kendi basit hayatımız için aynı şeyi söyleyebiliyor muyuz ? 1.sınıfa giden çocuktan, emekliliğine bir iki sene kalmış tecrübeli çalışana kadar herkes bulunduğu ortamda özgür olmadığından şikayet ediyor. Bildiğine de bilmediğini de itiraf edemiyor. Bildiğini söyleyene yalaka diyoruz, bilmediğini söylemeyeni ise yaratıcı değil, fikir çıkmıyor, anlamıyor diye damgalıyoruz.


Dönün bakın etrafınıza, maalesef çok büyük oranda bu tabloyu göreceksiniz. Özgürlüğün olmaması kişilerin özgüvenleri üzerine olumsuz baskı yapılmasına ve gerçek fikirlerini ortaya koyamamalarına sebep oluyor. “Bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir” diyerek sonsuz bir merak ile dünyanın tüm bilgisini kucaklamak için yola çıkan ve bunu iştahla yapan Sokrates eğer halen “bilmiyorum” kelimesinin söylenmesinde bu kadar zorlandığımızı görse buna kesinlikle anlam veremezdi.


Son derece teorik ve karmaşık konuştuğumun farkına varıp iş hayatında hepimizin görmüş olabileceği bir ofis ortamına size çekmek istiyorum. Çözmeye çalıştığımız bir iş var, yöneticimiz sorular soruyor, mümkün olduğunca geçiştirmeye ve yüzeysel gitmeye çalışıyoruz ki anlamayanlar arasında anlaması en az olan olarak biz görülmeyelim.Kullanıcı ve müşteri deneyimine de sahip olmadığımız anda kurumsal körlük başlıyor. Burada kritik nokta şu: Biz mi çekingeniz ve bilmediğimizi itiraf etmekte zorlanıyoruz yoksa bulunduğumuz ortam bilmediğimizi söylemek açısından çok mu riskli. “Az bilip de kendini bilgili olarak göstermek ahlaki bir kusurdur” diyen Tolstoy’u saygıyla anarak devam edelim.

Çözüm reçetemiz ise bilmiyorum demek. Bulunduğumuz ortamda liderler olarak çok fazla kere “BİLMİYORUM” diyerek örnek olmalıyız. Bildiğimiz konuda merak etmeyiz, merak yoksa ilerleme ve öğrenme yoktur. Bilmediğimiz söylemez isek de yine aynı şekilde merak ortaya çıkmayacak, iletişim başlamayacak, ortak akıl çalışmadığı için en kısır seçenekler ortaya çıkacaktır.


Kendi Kariyer hayatımdan hiç unutmadığım bir örneği de paylaşmak istiyorum. Önemli bir üst yönetim sunumu sırasında bana sorulan soru çok ama çok detay bir yerden idi. Bir çalışanın her şeyi bilmesini bekleyemeyiz elbette. Benim “bilmiyorum, araştırıp öğrenip sizinle paylaşırım” dememle birlikte yöneticim sözümü kesip telafi edecek sayısız cümleler sıralamaya başladı. Aslında biliyormuşum da ama nedense tam anlatamamışım, bunu genelde kendi aramızda konuşuyormuşuz vs vs.. O an durumu belki kendince düzeltti ama benim öğrenme iştahımı, merakımı, hırsımı bitirmişti.


Daha ilkokul sıralarında bilmediğimizi söylemek konusunda çok da motive edilmeyen bir ülkeyiz.Bilmiyorum diyene bir kez bile ters davrandığımızda artık sonsuza kadar suskunlar ekibinin kaybedilmiş bir üyesi olacağına emin olabiliriz. Negatif tepki verdiğimiz kişiden yaratıcı bir cevap alamayız. Ben şahsen bilmiyorum demekte çok uzun yıllarca zorlandım, ne zamanki iş hayatında özgür ortam buldum, bilmediğimi söylediğimde yargılanmadım işte o zaman kendimi rahat hissedip daha iyisini yapmak için korkmadan denedim.


Yazımızı hayran olduğumuz Aristotales’in sözü ile bitirelim. “İnsan bir şeyi bilmediğini söylerse hayret ettiğini ifade etmiş olur”. Ünlü filozofa göre hayret etmek bizi meraka sürükler ve merak bizi araştırmaya sürükleyeceği için öğrenmemiz artacak ve arayışımız olumlu sonuçlanacaktır.


Bu yüzden evde, okulda, işyerinde lütfen sürekli, bilerek, isteyerek “BİLMİYORUM” kelimesini kullanalım. Bilmediğimiz dağların arkasını keşfetmekten, MERAK ETMEKTEN daha güzel bir keyif yok insanlık adına.


Fatih Yedikardeş



81 views

©2019 by meraklısına.... Proudly created with Wix.com